Günlük – 29 Ekim 2009

Günlük – 29 Ekim 2009

“Cumhuriyet Fazilettir” mahyaları Şehri –İstanbul’u süslerken aklıma ilk gelen Fazilet Partisi kapatıldı artık oralara “Cumhuriyet Saadettir” yazmak gerekir düşüncesi oldu. 

Bu arada internete bakarken ilk dikkatimi çeken google’nin Cumhuriyet açılımı oldu. 29 Ekime özel bir tasarımla çıkmışlar Türk halkının karşısına. Güzel bir düşünce aslında, ancak sabah googleyi açtığımda atın üstende bir asker fotosu ile karşılaştığımda şaşırdım.

Googlenin 29 Ekim logosundaki atın üstündeki askeri Mustafa Kemal’e benzetmek için çok uğraştım ama bir türlü başaramadım. Fikrini sorduğum dostlarımdan biri fotoyu Lenin’e benzetti, bir diğeri Napolyona. Kısacası kim olduğu, ne olduğu belirsiz bir askerle karşıladı google 29 Ekim’i.

Bir diğer google ilginçliği ise logoyu yeşil hazırlamalarıydı. Yıllardır şeriat rengi olarak betimlenen yeşil, AKP ve Cumhuriyet açılımlarına google aracılığıyla ortak oldu. Şeriatcı cumhuriyet logosu ile dikkat çeken google bu konuda muhataplarına çok ince göndermeler yapmış oldu.

***

Bir 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatili daha yaşadık dostlarla. Tatil deyince aklımıza balık avı geldi. İbrahim Ethem’in teşviki Mustafa Bitiş’in onayı ile aldık oltaları Yenikapıdan başladık balık avlama maceramıza.

Yıllardır bir balık tuttuğuna şahit olamadığımız İ.Ethem bugün öyle iddalıydı ki görmeliydiniz.

Yenikapı, Kumkapı derken olta attığımız heryerde yosun dan başka bir şey çekemeyince artık işi denizin dibi hakkında bilgisiz olmaya kadar getirdi malesef. Hele bir yarım saat kadar çinekop oltası hazırlayıp ilk atışında hazırladığı olta iğnesini denizin sularına bırakışı vardı ki görülmeye değer.

Elbette İ.Ethem bugün denizden balık alacağım diye inat edince sahil boyu 5 km den fazla yolu kah gezerek, kah olta atarak katederek sonunda Eminönüne vardık. Galata Köprüsü üzerinde yaptığımız denemelerin sonunda İ.Ethem hazırladığı oltada şeytan iğnesini deneyerek sonunda bir skorpin yakalamayı başardı. Yani denizden çekti, iğneyi çıkardı ve balığı geri denize yolladı. Yenmeyen bir balık türü ne yazık ki. Tabii çevrede luplup balık çeken oltacılar bizi gülerek süzüyordu bu arada.

Akşamın en güzel anları ise Galata Köprüsü altında tutamadığımız balıklar yerine oturup ücretini ödeyerek balık ekmek yememiz oldu. Ne uğraşacaksın sabahtan akşama kadar balık tutamamak için değil mi. Otur istediğin balığı söyle pişirip getirsinler.

 

Tevfik YAZICILAR

29 Ekim 2009

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.