×

Ateşkes Çadırında Silah Sesleri

Ateşkes Çadırında Silah Sesleri

Ateşkes Çadırında Silah Sesleri

Kurmaca ile Gerçekliğin Ontolojik Savaşı: “Ateşkes Çadırında Silah Sesleri”

Türk öykücülüğünün son yıllardaki en istikrarlı, disiplinli ve üretken kalemlerinden Emin Gürdamur, okuru kurmacanın sınırlarını darmadağın eden felsefi bir labirente davet ediyor. Yazarın edebiyat serüveninde yepyeni bir merhaliyi temsil eden ve türler arası geçişken yapısıyla dikkat çeken yeni eseri “Ateşkes Çadırında Silah Sesleri”, Ketebe Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Geleneksel öykü ve roman kalıplarını yıkarak Miguel de Unamuno’nun edebiyata kazandırdığı “nivola” estetiğine göz kırpan bu sarsıcı eser, dil odaklı yapısıyla çağdaş edebiyatımızda son derece özgün bir hat inşa ediyor.

“Nivola” Estetiği ve Kuralları Yazarın Koyduğu Hırçın Bir Evren

Ateşkes Çadırında Silah Sesleri, alışılagelmiş kronolojik olay örgüsünü ve klasik zaman anlayışını tamamen reddediyor. Kitap, hayatın boğucu ciddiyetinden ve dış dünyanın gürültüsünden kaçarak kitapları kendisi için güvenli birer “ateşkes çadırı” kılan Aziz’in zihinsel dehlizlerinde başlıyor. Aziz, dünyayla uzlaşmayı reddeden, kelimeleri adeta katledip onları esrarengiz bir Mezarcı’ya gömdüren sıradan bir karakterden ziyade, bir “kelime celladı” olarak karşımıza çıkıyor. Ancak olaylar, onun geçmişteki saplantılarına benzeyen kurgusal bir kadını kendi hayal dünyasına hapsedip boşluğunu doldurmaya çalışmasıyla bambaşka bir tekinsizliğe bürünüyor.

Metnin ilerleyen sayfalarında, kurmaca ile gerçeklik arasındaki o aşılmaz sanılan ontolojik sınır paramparça oluyor. Karakterlerin kendi yazgılarına ve bizzat onları yaratan yazara başkaldırdığı bu tekinsiz anlatıda, dördüncü duvar yıkılıyor ve kurgusunun esiri olan bir adamın, bizzat kendi tasarladığı karakter tarafından boğazlanmasına şahitlik ediliyor. Kâğıtları yırtıp okurun dünyasına sızan o isyan çığlığı, edebiyatın yaratım gücünü sorgulatıyor: “Aziz diye biri hiç yaşamadı! Dirilerden kaçıp ölülere sığındın!”

Hafıza, İllüzyon ve Kelimelerin Canlı Ontolojisi

Emin Gürdamur’un evreninde kelimeler basit birer iletişim aracı ya da cansız semboller değil; bilakis nefes alan, ruhu olan, yaşayan ve yok edilebilen canlı varlıklardır. Aziz ile Seher arasındaki ilişkiyi basit bir aşk izleği olmaktan çıkaran yazar; hafızanın gölgelerini, insanın geçmişle kurduğu sancılı bağı ve kelimelerin ontolojik varlığını derinlikli bir felsefi düzleme taşıyor. Yazarın öykülerinden aşina olduğumuz o şiirsel, yoğun imgeci ve çağrışımlı üslubu, bu eserde bilinç akışı tekniğiyle birleşerek zirveye ulaşıyor.

Ketebe Yayınları kalitesiyle edebiyat dünyasına sunulan, kapak tasarımından içerik yoğunluğuna kadar her detayıyla titizlikle işlenen 127 sayfalık bu nevi şahsına münhasır eser; modern insanın yalnızlığını, zihinsel parçalanmışlığını ve dille kurduğu sorunlu ilişkiyi sorgulamak isteyen, kelimelerin izini süren cesur okurlarını bekliyor.


Altsayfa sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.