×

İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Dün Gece Ne Oldu?

İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Dün Gece Ne Oldu?

İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Dün Gece Ne Oldu?

İşgal edilen Filistin toprakları üzerinde bugün, kendi iç krizlerinde boğulan ama söz konusu Filistinlilerin hayatı ve toprakları olunca faşizmde sınır tanımayan bir yapı var. Ve bu yapı dün gece yeni bir düğmeye bastı.

İsrail’in dünyanın gözü önünde sahnelediği diplomatik tiyatrolar, masalarda konuşulan “ateşkes” yalanları ve arkasından çevrilen sömürgeci dolapları dün gece itibarıyla bir kez daha deşifre oldu. Hadi gelin, dün geceden bu sabaha işgal edilen Filistin topraklarında yaşanan o ürpertici gerçeklere birlikte yakından bakalım.

İşgalci İsrail parlamentosu Knesset, sabaha karşı 04:27’de tarihi bir maraton oturumunun ardından 62-0 oy oranıyla resmen feshedildi. Kendi içindeki bütçe krizlerini, askerlik muafiyeti kavgalarını aşamayan Katil Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı koalisyon, giderayak tam bir “yasama yağması” gerçekleştirdi.

Koltuklarından kalkmadan önceki son 48 saatte medyayı susturma yasasını geçirdiler. İletişim Bakanı Shlomo Karhi tarafından hazırlanan ve işgalci hükümetin yayın organları üzerindeki denetimini sınırsızlaştıran Medya Reformu Yasası ile tüm rakiplerinin seslerini kestiler. Dün gece, sözde yargılarının bile denetim yetkisini tırpanlayarak, işgalci hükümetin kararlarına karşı en büyük denetleme ve sınırlama mekanizması olan Başsavcılığın yetkilerini kasten tırpanlayan ve Yüksek Mahkeme’nin yargı denetimini tamamen işlevsiz kılan tasfiyeci yasa tekliflerini de onayladılar. Koalisyonun dağılmadan önce geçirdikleri bir diğer kanlı yasa ise, askere gitmeyi reddeden Ultra-Ortodoks (Haredi) gençlerin askeri inzibat tarafından tutuklanmasını kasten yasaklayan koruma yasası oldu. Böylece sokakları birbirine katan Haredi asker kaçaklarına adeta koruma kalkanı oldular ve siyonist fikirlerini yetiştirecekleri gençleri askere bile göndermeden sadece müslüman düşmanı olarak yetiştirmeye devam edeceklerini ortaya koydular.

Ama bilin ki tüm bunlar olurken, kendi caddelerinde sokak savaşları verirken bile, Filistin halkını mülksüzleştirme ajandalarından milim sapmadılar.

Nitekim parlamento dağılırken, işgalci İsrail Güvenlik Kabinesi de boş durmadı ve uluslararası hukuku bir kez daha ayaklar altına alarak Batı Şeria’daki 34 yasadışı sömürge birimi için yarım milyar dolarlık dev bir fon onayladı. Sömürgeci Bakan Smotrich’in kibirle ilan ettiği bu bütçe, kâğıt üzerindeki ilhak planlarının sahaya inmesinden başka bir şey değil.

Sadece bu da değil; 2026’nın başından beri Batı Şeria genelinde Filistinlilere ait 190 su deposu, kuyu ve sulama kanalı işgalci İsrail güçleri tarafından kasten imha edildi. Filistinlileri en temel yaşam hakkı olan sudan ve gıdadan mahrum bırakarak teslim almaya çalışıyorlar.

Tüm bu siyasi tiyatronun ve altyapı sabotajlarının yanında en acı, en kanlı gerçek ise Gazze’de yaşanıyor. Bu sabah itibarıyla şehit edilen Filistinlilerin sayısı maalesef 73.300 sınırını aşmış durumda. Dün akşam saatlerinde, sığınmacı çadırlarının yakınında oyun oynayan 6 yaşındaki gencecik Filistinli kız çocuğu Eyleen Abu Al-Awf, işgalci İsrail güçleri tarafından açılan doğrudan ve kasti ateşle göğsünden vurularak şehit edildi. Küçücük cansız bedeni hastaneye getirilirken yükselen feryatlar, bu insanlık dışı işgalcinin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya sermekteydi. Kısacası dün Gazze’de Sabra ve Rimal mahallelerinde nokta vuruşlarıyla şehit edilen diğer sivillerle birlikte, her gün insanlık onuru bir kez daha kurşuna diziliyor.

Zaten daha birkaç gün önce Pentagon’u ziyaret eden  işgalci İsrail Savunma Bakanı Israel Katz burada Amerikalı mevkidaşı Hegseth ile yaptığı görüşmede niyetlerini açıkça deşifre etmişti. Katz, bu görüşmede, tüm sözde ateşkes süreçlerine rağmen Gazze Şeridi, Lübnan’ın güneyi ve Suriye topraklarında kalıcı işgalci İsrail ordusu üsleri ve tampon bölgeler kuracaklarını, buralardan asla çekilmeyeceklerini resmen itiraf etti. Yani karşımızda “sınır güvenliği” kılıfı altında, komşu devletlerin ve Filistin topraklarının coğrafi olarak parçalanmasını hedefleyen açık bir kalıcı işgal planı var.

Şunu açıkça belirteyim ki, maskeler tamamen düşmüştür. Uluslararası diplomasi masalarında sergilenen tüm o “barış” ve “yeniden inşa” taahhütleri; sahada 6 yaşındaki Eyleen’i katletmekle, Batı Şeria’da korsan yerleşimlere yüz milyonlarca dolar akıtmakla ve üç ülkede kalıcı işgal bölgeleri kurma itiraflarıyla tamamen çökmüştür. Knesset’in çıkardığı baskıcı yasalar kurumsal faşizmi derinleştirirken, Filistin halkını yapay açlığa ve susuzluğa mahkum eden bu kırım düzeni, sömürgeci aklın Filistin varlığını haritadan silme ajandasını apaçık ortaya koyuyor. Ancak unutulmamalıdır ki; toprakları çalınan, suları kurutulan ve çocukları katledilen bu halkın direniş iradesi, her türlü işgal bütçesinden ve faşizan yasadan daha güçlüdür. İnsanlık vicdanı ayağa kalkmadıkça, bu topraklara adalet gelmeyecektir.

Tevfik Yazıcılar

17 Temmuz 2026


Altsayfa sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.