Yalnızlığım

Yalnızlığım

Yalnızlık üzerine yazılan notların yalnızlığı kadar yalnız bir güftede buldum onu . Tıpkı Zagreb radyosunun cızırtılı nameleri gibi gönlüme bir yara çaldı aniden.

Ne ey “yalnızlığın bekçisi”, paylaş benimle umutlarını diyebildim ne de karanlıklarımı hain gökyüzüne saçabildim alabildiğince.

Artık yalnızlığımla bile yalnız değilim…

inadına bir kır ata binmiş karanlıklar prensi gibi ay yüzlü prensesi kurtarmaya uğraşıyorum. Prensesin yazgısı kurbağa prense olsa da ben hala yalnızlığıma inat tutunacak bir dal arıyorum. Umutların çetrefilleştiği ve hep kayıpların haneme yazıldığı o karanlık akşamın batışında yeni bir sabahı beklerken yüreğimle bir başıma, kan damlıyor göz yaşlarımdan ve ben ağlıyorum.

Karanlıklar prensinin bile karanlık da olsa gözyaşlarının olduğunu bilmeyen ve dahi bilemeyen ay yüzlüye rağmen ağlıyorum…

ne kırk başlı ejderin kaf dağının ardından bakan yüzü korkutuyor beni ne de bir anka kuşunun peşine düşmüş olan benliğim.

“Yalnızlığın kalesinde “ kalan esir bir kara prensin hala esir edilemeyen düşlerinde yalnızlığı korkutuyor, hançer olup gözyaşlarıma bulanınca.

sen ey “yalnızlığımın katili”, bırak beni, bırak ki yalnızlığımın kırıklarında dolaşayım elimde siyah bir ayna ile.yoksun, yokluğun yalnızlık bana… varsın, varlığın yalnızlık kokuyor buram buram… varlığında kayboluşların tebessümü,

gömülüyorum yalnızlığımın mabedine.

mendilini o kaldırımda bıraktığın gün karanlık bir gölge gibi peşindeyken gökyüzüme çarpan benliğine

bağlılığım ne kadar sürecek böyle.

Bir kara prensin kara yazgısının kapladığı yalnızlık, bir gül yüzlü prensesin berrak aynasından yansıyan mutluluk tablolarının oyuncağı olmaya başlamışken bırak beni de gideyim gökyüzündeki parıltılarımı gömdüğüm düşlerimin yalan dünyasına.

Ey “gül yüzlü güzel” ne yalnızlığımı benimle paylaşacak kadar mağrur ne de “yalnız rıhtımıma” yanaşacak kadar yüreklisin. Kurbağa prensinin peşinde çıkmış olduğun yolculukta bir kara gölgeyi geçemeyen beni bir kelebeğin kanadına bırak usulca,

bırak ki siyah bir nokta olarak da olsa bir günlük ömrü doyasıya yaşayayım kelebek kanadındaki yalansız dünyada.

“hançerin bağrımda”

artık ne yalnızlığımın hükmü kaldı, ne de aynaların…

ve “yalnızlık” kara prensin kelepçelendiği kalede ki gün be gün özgürleşen kurbağa prensin hikayesinin yazıldığı yalan dünyanın ay yüzlü prenseslerinin hissedemeyeceği göz yaşlarımı batırdığım hançerin bir diğer adı …

Tevfik YAZICILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.