Yahudiler Arasında Aykırı Bir Topluluk : Karailer

Yahudiler Arasında Aykırı Bir Topluluk : Karailer

Bir grup Yahudi, hahamların yazdığı dinî metinlere karşı çıktı. Yalnızca Tevrat’ın esas alınması gerektiğini müdafaa etti. Bunlara Karai denir. Bunlardan Kırım’da yaşayanları arasında bazı Türkler de vardır.

Yahudiliğin Tevrat’tan başka bir de sözlü kaynağı vardır: Talmud. Yahudi inanışına göre, Sina Dağı’nda Hazret-i Musa’ya yazılı emirler (Tevrat) gönderildiği gibi, bazı sözlü emirler de verilmiştir. Nesilden nesile nakledilen bu emirler, ME 538 ve MS 70 yılları arasında Mişna adıyla yazılı hâle getirilmiştir.

Biz farklıyız…

Asırlar sonra bir grup Yahudi, insan eliyle meydana getirildiği için Talmud’un bağlayıcılığına itiraz etti. Hahamların kaleme aldığı dinî kitapların değil, ilahî vahyin mahsulü olan Tevrat’ın esas alınması gerektiğini iddia ettiler. Bunlara Karai denir. Çokluk hâli Karaim veya Karait gelir.

Tarih boyunca çeşitli Yahudi mezhepleri çıkmış; ama Karailer ile Kudüs’ün mukaddesliğine karşı çıkan ve farklı bir Tevrat nüshasını kabul eden Samiriler dışındakilar kaybolmuştur. Bugün Kırım, Polonya, Litvanya, Türkiye ve Filistin’de yaşayan Karailerin sayısı 10 bin kadar tahmin edilmektedir.

VIII. asırda Irak’ta yaşamış Talmud Akademisi âzâsı haham Anan Ben David, Karailiğin ilk meşhur temsilcisidir. Bağdad’daki Yahudi cemaatinin reisliği hususunda küçük kardeşi ile ihtilafa düştü. Cemaat, güçlü namzet olarak görülen Anan’ın yerine, daha ılımlı bulduğu küçük kardeşi Hananiah’ı reis seçince, seçime karşı çıkan Anan, 760’da kendisini karşı-reis ilan etti. Bu davranışı yerleşik nizamı bozucu görüldüğü için, Abbasi hükümeti tarafından hapse atıldı. Mahkemede kendisini, klasik Yahudi değil de, Müslümanlığa daha yakın farklı bir mezhebin mensubu olarak lanse edince, serbest bırakıldı.

Sefer ha-Mitzvot (Emirler Kitabı) kitabını yazan Anan’ın ölümünden sonra bağlıları, diğer Yahudilerden baskı görünce, Abbasi halifesinin izniyle Bağdad’dan ayrılıp Kudüs’e yerleştiler. İran, Irak ve Filistin’de yayılan bu cereyan, İstanbul ve Endülüs yoluyla Avrupa’ya da ulaştı. Önceleri Ananîlik diye anılan mezheb, herkesin Tevrat’ı kendisinin okuması gerektiği şeklindeki inancı sebebiyle sonradan Karailik adını aldı. Karai, İbranice ‘okuyucu’ manasına gelir. Halbuki Talmud’a göre Tevrat’ı okuyabilmek için, dinen mükellef sayılan 10 erkek Yahudi’nin bir araya gelmesi lazımdır.

Tevrat’ın yanında, din adamlarınca meydana getirilmiş metinleri de muteber kabul eden Rabinik Yahudilik; Karaileri sapkın görür. Bununla beraber bugün İsrail, Karaileri Yahudi saymakta ve geri dönüş kanunundan faydalandırmaktadır.

Soy babadan

Karailer, koşer, temizlik, oruç, evlilik ve giyim kuşam gibi hususlarda da daha katı kaidelere bağlıdır. Yahudilerin mukaddes günü olan Sebt günü değil, Cuma günü de iş yapmak günah sayılır. Mezuza, tefilin gibi dinî sembolleri kullanmayı reddederler. Mumlar yakılarak kutlanan renkli Hanuka bayramını, Tevrat’ta bahsedilmediği gerekçesiyle kabul etmezler.

Tevrat’tan metinlerin okunduğu Karai ayinleri, öteki Yahudilere göre çok sadedir. Karailer, umumi kanaatin aksine, Yahudilik’te babanın soyunun ehemmiyetli olduğunu söylerler. Gerekçe olarak da Tevrat’taki geçen kabile isimlerinin, erkek isimleri olması ve dinî karakterlere babalarının isimleriyle hitap edilmesini gösterirler. Mezheb dışından evlilik yasaktır. Bugün yalnızca İsrail’de Yahudi-Karai evliliği geçerli kabul edilmektedir.
Suriye Karailerinden, X. asırda Anadolu’ya yerleşenler oldu. XI. asırdaki Haçlı Seferleri’nden sonra Hristiyanlardan baskı ve zulüm gördükleri için Kudüs’ü terk etmek zorunda kalan bir grup Karai, Mısır’a yerleşti. Endülüs Karaileri de XII. asırda İspanyol baskısı yüzünden İspanya’yı terk ettiler. Gerek Bizans ve gerekse Osmanlı devrinde İstanbul her zaman Karailer için bir cazibe merkezi ve sığınma yeri olmuştur.

Karaköy mü? Karayköy mü?

Bir de sonradan Karaylar diye anılan ve Türkçe’nin Kıpçak lehçesini konuşan bir Türk boyu vardır. Bunlar VI. asırdan itibaren Orta Asya’dan kalkıp, Kafkasya’ya geldiler. Böylece bugünki Rusya ve Ukrayna topraklarında hüküm süren Türk asıllı Hazar İmparatorluğu’na katılmış oldular. Sonra da istilacı Gotları kovarak Kırım’a yerleştiler. VIII. asırda Hazarlar, Yahudiliği resmî din olarak benimseyince, bunlar da Karai mezhebine girdiler. Bundan sonra Karay/Karai adını benimsediler. Kırım’da Karaylarla beraber yaşayan ve Türkçe konuşan bir başka Yahudi topluluğu daha vardır. Kırımçak adındaki bu halk, Karayların hilafına Talmud’u kabul ederler.

1016’da Hazar İmparatorluğu yıkılınca, Karayların büyük bir kısmı Litvanya ve Polonya’ya göçtü. Nazi soykırımına kadar, kendi hahamları bulunan ayrı bir cemaat hâlinde yaşadılar. Ayrıca İstanbul, Edirne ve Amasra olmak üzere çok sayıda Anadolu ve Balkan şehrine gruplar hâlinde yerleştiler. Hatta İstanbul’un Karaköy semtinin adının, Karaylardan geldiği rivayet edilir.

Türk asıllı olmakla beraber, Bizans tesiriyle Rumca da konuşan Karaylar, Osmanlılar devrinde de diğer dinî cemaatler gibi otonom bir hayat sürdüler. Ancak hep diğer Yahudilerden ayrı yaşadılar. Uzun seneler dünyanın en kalabalık Karay nüfusunu barındıran İstanbul, bu sıfatını XVII. asırda Kırım’a kaptırdı. Kırım’ın Ruslar tarafından ilhakı üzerine çok sayıda Karay, Osmanlı ülkesine göçtü. Bir kısmı Müslümanlığı kabul etti. Hatta bazı meşhur tarihî şahsiyetlerin bu soydan geldiği rivayet edilir.

Karaylar, İstanbul’da daha ziyade Hasköy semtinde yaşarlardı. Bugün İstanbul’da 30-40 kadar Karay ailesi kalmıştır. Bizans devrinde yapılan Hasköy Sinagogu ise, birkaç defa yanmış; padişahların desteği ve cemaatin yardımı ile tamir edilip genişletilmiştir. Ayrıca Hasköy sırtlarında geçen asırda Sultan Abdülmecid’in izniyle genişletilen ve bugün Boğaziçi Köprüsü’ne giden yolun kenarında kalan bir de mezarlıkları vardır.

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
30.05.2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.