Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı

İstanbullu olmak, İstanbulda yaşamak veya İstanbula gelmiş olmak Topkapı Sarayı görmemiş gezmemiş bir insan için bir yanının eksik olmasıdır. Sarayda gezmeden, anlık düşüncelere dalmadan insannasıl İstanbul diye başlayan bir cümle kullanabilir ki.

Bizim müze olarak gezebildiğimiz yapının bir yerleşim birimi olduğunu düşününce insanın bakış açısı bir daha değişiyor saraya. Her bir odanın yapılışı, odaların büyüklüğü ve özellikle yüksekliği gözönüne alındığında ihtişam ve büyüklüğü anımsıyor ve buraları imar eden mimarların insana ne kadar değerli olduğunu gösterdiğini hatırlatıyor. Günümüz mimarlarının insanların temiz hava alabilmesi için binaların yüksekliklerinin yeterli olmadığı ve bu nedenle yeni yetişen neslin fiziki özelliklerinin zayıfladığı tezini ne güzelde yansıtmışlar Sarayın yapısına.

Yüzyıllardır doğanın baskılarına boyun eğen Sarayın duvarları ise bize dik durmanın ve alın teri ile ilmek ilmek işlenmiş olmanın ne demek olduğunu anlatıyor sanki. Santim santim asalet ve adalet kokusu sinmiş duvarlara baktığınızda o günlerin el işciliğini hatta duvarcı ustasının hünerlerini gördüğünüzde sapasağlan duran yapının harcına katılan yüreğin yansıması hissedersiniz usulca. Koca Sarayın her bir duvarında başka bir imza ile karşılaşılsada bütün olarak bir sanat harikasıdır yüzünüze vuran.

Avlusunda nazlı Halici, başkaldırının görüntüsü Galatayı, kahverengi Üsküdarı, marmaranın kalbi Kızkulesini, İki sevgiliyi birbirine kenetleyen Boğazı, Boğaza atılan imzalar olan Hisarları seyrederken kapattığını gözleriniz sizi babı Hümayundan içeri giren bir Kanuni ile yada babu Selamda sizi karşılayan Yavus Selim ile karşı karşıya bile getirebilir. Dünyanın dört bir yanına at koşturan ve bu muhteşem sarayda sayılı günleri geçebilen Osmanlı Hükümdarlarının fedakarlıklarını anladığınızda avluda hemen üzerinde bulunduğunuz Surların dibinden geçen TCDD ye ait trenin vagon sesleri ile kendinize gelirsiniz. Kapılarından sarkan çocukların neşeli gülüşmeleri arasında takip ettiğiniz tren gözden kaybolduğunda Mekkeyi hedefleyen demiryolu inşaatının o günün şartlarında ne kadar büyük bir atılım olduğuna kendiniz şahit olmuş bulunursunuz.

Topkapı Sarayını değerli kılan en önemli bölümü olan Kutsal Emanetler ise emanetlerine sahip çıkamayan bir toplum olarak bizlerin en büyük yarasıdır aslında. Okunan Kuran eşliğinde turistik gezi yapan insanlara dile getirilen ayetlerin manalarını aktaramayan bu ülkenin evlatlarının turistlerden daha aşağı olan görüntüleri ile değil onları davet etmek kendilerinin yeniden İman etmeleri gerektiği gerçeği Kutsal Emanetler bölümünün her yerinde karşınıza çıkacaktır.

Üzerine yüzlerce araştırma yapılan ve tasarım, düşünce, uygulama aşamaları ile bu gün bile ulaşılamayan bir kültür yapısına sahip Harem ise bayana verdiği değeri gıpta edilecek Osmanlının bir başka yansımasıdır. Aklı uçkurunda garip zevat tarafından manası anlaşılamayan ve kendi hayal dünyalarındaki anlamlar ile ifade edilmeye çalışılan Harem akıl sahipleri tarafından incelendiğinde günümüzün en muazzam kompleksi olduğu açıkca ortadadır. kadına kadın olma değerinin en üst seviyede taktim edildiği ve her alanda yetiştirilen kadınların Osmanlının dörtbir yanında yetiştirdikleri çocukları ile geleceği planlanan bir ülke meydana getirdikleri günümüz medya maymunları tarafından gizlenmeye çalışılan bir başka gerçektir.

Sarayın içersinde bulunan tarihin anlatılabilmesi için istanbul sözünü eden herkesi önce sarayı gezmesi sonra hayallerini Sarayın duvarlarına çizmesi ardından karşısına geçip yalan söylemeyen bir tarih kitabından o günleri okuması gerekir…

Tevfik YAZICILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.