Serzenişler III

çingene, çingeeeneee, çiiingeeneeee…

ne o küstün mü yoksa…neden ses vermiyorsun.. neden hiç bakmıyorsun yüzüme. seyyahın söylencelerinde anlattığı sen değil miydin yoksa?

eyvah…eyvah… o gece kapanan vişne rengi çadırın örttüğü gerçekler bambaşka mıydı yoksa… iclalin sırrını kahvenin duasına saklayanların örtülemeyen gerçeklerini mi sakladın benden, söylesene çingene… sus tamam sus…

dur çingene ben anlatayım sana o gün neler olduğunu… gecenin kalbinde, cezvelerin kaynadığı, ihanetin cezvelerden damladığı bir akşamda, kesmeşeker tadında çıktın hayatımdan… merhamet dualarının pelesenk olduğu dilimden yüreğime akan bir kahve sızısında yol aldın sen bu diyardan.

baykuş… sahi baykuş nerde çingene…baykuşun sesi miydi yoksa kalbimi böylesine sağır eden. işte bak yine aynı ses. hey seyyah kime sesleniyor bu baykuş. sen, baykuş ve çingeneden başka kim var ki bu çadırın içinde. kan damlıyor çadırdan. yok yok kan damlamıyor, kan kanıyor.

divit firakına düştüğü vakit, hokkanın dili, artık “ sus ! “ lara gebeydi değil mi çingene. hokkanın firakına batan hançerin açısını susturacak seyyah nerede… hadi baykuş bu ve getir onu. ama dur; ben bir düş gördüm cingene “gördüm ve öldüm” ne seyyahın söylenceleri ne de baykuşun merhameti uyandıramaz artık beni.

haydi çingene bana yoldaş ol. baykuş gördü tüm yaşananları ve yazdı seyyahın kara kaplı defterine. çingene haydi bakalım yolumuza, bari sen bana ihanet etme…

26-05-2016
Serzenişler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.