KADINPAZARI’NDAN MUHABBETLER

KADINPAZARI’NDAN MUHABBETLER

Akşam yapacağımız toplantı için notlarımı düzenlemek hemde bir soluk alabilmek için Fatih’te Kadınpazarı olarak bilinen bölgede Siirtlilerin çay bahçesinde oturuyorum. Konu ile ilgili değil ama Kadınpazarı ismini alan bu alan adını Osmanlı’da kadın esirlerin satıldığı bölge olduğundan taşımaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında da bu bölgede kadınlar genelde peynir- zeytin-et-süt gibi temel ürünleri burada satmaya başlayınca sırtına yüklenen adı bir kez daha perçinlemiş Kadın Pazarı. Fatih Belediyesi düzenleme yapana kadar barakalarda et ve et ürünleri satılan, Siirtlilerin yoğunca yer aldığı, Van kahvaltılıklarının satıldığı, kaçak çayın iyisini alacağınız bir mekandı burası. Ancak şimdi yeni yüzüyle makyajlanmış bir hanımefendi gibi saflığını ve berraklığını kaybetmiş bir halde buralar. Kadın Pazarı eski havasını, doğallığını bulamayacağınız bir beton-işyeri hüviyetine bürünmüş artık.

Evet konuma dönecek olursam; notlarım önümde oturup bir bardak çay söyledikten sonra aradan geçen 5-10 dakikanın ardından çevreme şöyle bir baktığımda sol yanımdaki masada Saadet Partisi Esenyurt Belediye Başkan adayı Gani ŞAVATA’yı iki arkadaşı ile derin derin muhabbet ederken gördüm. Belli ki önemli bir mevzuda dertleşmekteydiler. Sokak ortasında atılan küçük tabureler üzerinde fazla yer kaplamadan çay bahçesi işletmenin doğal sonucu olarak insanlar birbirine yakın, birbirini duyacak derecede oturabilmekteler burada. İşte aynen böyle bir anda kulağım sağ yanımda oturan grubun muhabbetine daldı. Beş arkadaş ( ki yaşları 40-50 arası) öyle derinlere dalmıştılar ki ne bizim onları duyuyor olmamız nede birbirlerini dinlemiyor olmaları önemli değildi. Göz göze geldiğimiz Laz olduğunu düşündüğüm güzel insan masalarına davet ettiğinde hemen yanında oturan amcanın sözlerine tebessüm eden yüzüm hala kendine gelmemişti. Muhabbetlerini olduğum yerden takip ettiğimi işaret ederek kendi notlarımı düzenlemeye çalıştığım halde, bunu yapamayacağımı anladım.

Neler konuşuyorlardı neler. Hani ver ellerine yetki devlet kurar, devletleri yıkarlar derler ya işte o cinsten. Ben bu noktadan sonra sözü onların konuşmalarından aklımda kalanlara bırakayım istiyorum.

MSP’li amca sesleniyor yanında önceden Milli Görüşçü olduğunu ama yanlışları görüp siyaseti bıraktığını iddaaa eden ama daha sonra AKP’li olduğunu anladığım arkadaşına; “ Bak Erbakanı çok seven var ama iktidar olamıyor yinede. Çünkü bugün bu ülkede şeriatı isteyen % 5 bile yok. O’nun yolu belli tabi yapmazlar onu iktidar.” Siyasetten uzak duran amca karışıyor hemen söze; “ Doğru söylüyorsun Hoca İslami kurallara göre bir yönetim kurmak için Bediüzzamandan izin alarak siyasete girdi. O’nun amacı İslami bir yönetimdi, başbakan olmak değildi O’nun amacı.” Ve muhabbet Erbakan hakkında İslama hizmet eden bir insan olduğuna dair koyulaşıyordu. Ben bir yanda notlar diğer yanda aklımda kalan bu sözlerle yudumluyorum çayımı.

Ne olacak bu müslümanların hali sorusu gelip muhabbetlerini düğümlediği bir anda eski Milli Görüşçü söze giriyor yine; “ Eskiden Refah zamanında daha çok yardım yapılıyordu bu amaç için” diyor. Geçmişi tazeliyor kendince, biz neler yaptık havasında İslami direniş için yapılan yardımlar ile övünme modunda iken karşısında oturan Laz olduğunu sandığım arkadaşı taşı gediğine oturtuyor bu sefer ; “Zenginleştiniz, banane cihattan demeye başladınız. Şimdi ne konuşuyorsunuz.” Gerçekten önemli tespitler, geçmişinde partiye yaptığı yardımlardan, yaptıkları hizmetlerden bahsedenler hep sonradan bunun karşılığını tahsil etmiş ve şimdi geriye dönüp baktığında cihatı ve ideallerini unutmuş olanlar değil mi.

Eski Milli Görüşçü zenginleşenlerin bu tavrını kabul ederken kendini ayrı tutma telaşına düştüğü anda yanında oturan MSP’li arkadaşından geliyor sözün hası , “Yahu kendini ayırıyorsun, zenginleşenleri ve ideallerini unutanları yerden yere vurmaya çalışıyorsun da o arkadaşlarınla şu anda aynı partide görev yapmıyor musun? Aynı düşünceyi paylaşmıyor musun? Hani nerede o söylediğin zenginleşmek uğruna partiyi, İslamı kullananlar… Birlikte toplanmıyor musunuz şu an?” Derin bir sessizlik, sessiz bir kabulleniş.

İkinci bardak çayım sona ererken keşke bir ses kaydedici olsaydı da şu Fatih’te Kadınpazarında oturmuş beş arkadaşın yaşanan 40 yıllık serüveni özetleyen cümlelerini kayıt edebilseydim diye düşünüyorum. O esnada sözü kimseye bırakmadan haklılık payı olduğunu ortaya koymaya çalışan eski Milli Görüşcünün 70 li yılları hatırlatan cümlelerine MSP’li amcadan derin bir açıklama geldi. “Bak… Necmettin ERBAKAN 70 li yıllarda bu ülkede:

Birrr) Zengin müslümanları oluşturdu. Bugün islama hizmet eden kazandığını paylaşan, ve kazandığının hakkını veren müslümanların oluşmasını sağladı. O o gün bunu yapmasaydı müslümanlar zenginliği hayal olarak görüp hep muhtaç insanlar olarak anıyor olacaktı.

İkiiii) Müslüman bürokratları yetiştirdi. Bugün devletin bir numarasından başlayarak bürokratların büyük kısmında müslümanlar yer alabiliyorsa bunu o gün bu hareketi sağlayan ERBAKAN’a borçludurlar. Bürokraside müslümanlarında yer alabileceğini ortaya koymuştur. 

Üçççç) Sivil toplumun değerini ortaya koydu ve sivil toplum kuruluşlarını oluşturdu. Askon, Müsiad, IHH, MGV, Mesder ve onlarca sivil toplum kuruluşunu organize ederek müslümanları bir paylaşmaya ve birlikteliğe sevketti. Erbakan müslümanları kardeşce yaşacakları bir bütün oluşturmaya yöneltii” ve sesi çok çıkan eski Milli Görüşcünün kendisini dinlemediğini farkeden MSP’li amca ; “Bak ben sana tebliğimi yaptım , ister dinle ister dinleme sonra bana anlatmadılar deme ben anlatıyorum sen dinlemiyorsun” sözleri ile noktayı koydu.

Diğer yanlarında gazetesini okumaya gömülmüş sakallı amcam konuya karışacak karışamıyor, susacak susamıyor. Bir gözü gazetede bir kulağı muhabbette yerinde hop oturuyor hop zıplıyor. Eski Milli Görüşcü her konuştuğunda gözlüklerin arkasından öyle bir bakışı varki ; “Ben sana diyeceğimi biliyorum ammaaa “ der gibi. Konuşmalar arasından bir cümle daha dokunuyor o esnada kulağıma “ Erbakan İsraille anlaşma yapmadı mı sanki”. MSP li amca hiddetli, “ cevap ver “ diyor yanındaki arkadaşına “ Bana cevap ver. Ben sana Erbakan’ın bu anlaşmayı imzalamadığını ispatlayacağım. Sen bana imzaladığını ispatlayabilirmisin. Hadi eğer Erbakan bu anlaşmayı imzaladıysa tüm günahların bana, yok eğer imzalamadıysa tüm günahlarım sana var mısın” Ortada yine bardağımda soğuyan çay kadar soğuk bir an ve ardından Laz amcanın sözleri ; “Yahu kabul etsene , bunlar ne de olsa cihatçı, günahı olmaz bunların, kabul et ne olur ki” ve masalardan yükselen kahkahalar. Eski Milli Görüşcü ortaya attığı iddaadan da, gelen meydan okumadan da pişman sessizliğe bürünürken ancak bu kahkaha ortamın yardımına yetişiyor da konu değişiyor yeniden.

Son çare siyaseti Erbakan’sız yapmaya getirmeye çalışan eski Milli Görüşcü Erbakan’a ; “Bak seyyitler var, mollalar var, hocalar var, Erbakan da onlar gibi otursun karışmasın bu işlere bir bilen olsun başka işe karışmasın” demeye getirdiğinde artık sabırlar son haddeye geliyor ve konu son noktası ile kapanıyor. “ Fatih’in görevi ayrıydı, Akşemseddin’in görevi ayrı. Elbette Akşemsettinler de olacak amma Erbakan Fatih’idir bu devrin, Abdulhamit’idir onu köşeye kaldırmak, emekli etmek yakışmaz ümmete. O Fatih gibi elinde kılıç ordusunun başında yeni Fetihlerde koşturacak, Abdulhamit gibi davasını, devletini sattırmayacak, Eyüp el-Ensarî gibi ömrünün son anına kadar emekli olmayacak.” dendiğinde artık masada söylenecek söz kalmıyor.

Gelişi güzel konularda edilen muhabbetleri beşinci bardak çayımı yudumladıktan sonra, notlarımla yeterince ilgilenemeden yüzümde tebessüm yan masaya ”Hayırlı akşamlar!” dileyerek ayrılıyorum Kadın Pazarı’ndan. Fatih Camiine geldiğimde akşam ezanı minareden yankılanıyor Fatih’in üzerinde. Sokakta dertleşen beş arkadaşın dünyası, bakış açıları, ufukları heybemde, Parti içersindeki Monşer ve arkadaşlarının düşünce yapısı aklımda, Erbakan hocamın basireti yüreğimde merdivenlerini tırmanıyorum Fatih Camii’nin…

 

Tevfik YAZICILAR

01 Haziran 2009 18:30 Kadın Pazarı Lale Çay Bahçesi.

Genel içinde yayınlandı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.