Hançerin Karası

bâd: ne isterdin ?

gökkuşağındaki yedi rengin dışında bir renk bulup ayakkabımın eksilen bağına onu bağlamak ve kaldırımlarda tekmelediğim küçük taşların inlemelerini duymadan yürüyebilmek isterdim ama sadece istemeler düştü payıma nedensiz ve sonuçsuz..

belki bir gün, dürülür de gökyüzünün esrarı, dile gelir kelebeklerin sessiz efkarı.

ben bilirim renklerin yalan dünyasındaki o grift hengameyi ya gökyüzü dile gelecek, ya ben suskunluğun bağrında oturacağım sessizce…

baharın habercisi cemrelere inat…

sıkıntı mı beni böyle suskun bırakan yoksa ben miyim suskunluğumla sıkıntıyı daraltan bilemesem de, gökyüzündeki mahur bestenin beni anlatmadığını ve karanlığın karasında ben olmadığımı biliyorum yeterince. ne yolunu kaybetmiş bir garip kırlangıcı göz yaşında ne de bir damla göz yaşına bile hasret kalmış güli goncanın kuraklığında değil benim serzenişlerimin muştusu…

hep hayal oldu bestelerdeki hançerin karası… ve hayalller geldi beni buldu.

sıkıntı işte bir başka güzeldir bazen ya gelir seni bulur yada arar bulursun onu…

en ihtiyacın olmayan anda yanında olur sıkıntı… kah sırtına alır gezdirirsizn kah sırtına biner gezersin. ne kelebekler görür seni ne de gökkuşağının yalın hali… bir yanda sen diğer yanda sıkıntın yürür durursun durmadan mavi atlas yorganın altında…

suskunluğumu aralayan ATK ya teşekkürlerimle…

Tevfik YAZICILAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.