Dünya Kupası neden Rusya’da?

FIFA SKANDALI

Futbolun en çok saygı duyulan araştırmacı gazetecisi David Conn, FIFA SKANDALI isimli bu açıklayıcı kitabında, 1904 yılındaki ilk kuruluşundan ve dünya çapında futbolu geliştirme çalışmalarından, yakın zamanda ortaya çıkarılan afallatan derecede yayılmış ve genişlemiş skandala ve 2018 Dünya Kupası’nın Rusya’ya, 2022’nin ise Katar’a gitmesini sağlayan tartışmalı oylamaya kadar Fifa’nın tarihini yazıyor.

İyidüşün Yayınları, İngiliz gazeteci David Conn’un Fifa Skandalı kitabını yayınladı. Kitap Türkçeye İngilizce’den Seval Yılmaz Crump tarafından çevrildi.

27 Mayıs 2015’te şafak vakti, İsviçre polisi Zürih’in beş yıldızlı Baur au Lac oteline baskın düzenledi ve Fédération Internationale de Football Association’ın (FIFA) yedi üst düzey görevlisini tutukladı. İsviçre polisi FBI ile ortak hareket ediyordu; zamanın FBI direktörü James Comey, zanlıların “bir yolsuzluk ve tamahkârlık kültürü geliştirdiklerini” ifade etti. Conn’un, Fifa Skandalı kitabında anlattığı gibi, 2011’le birlikte başlayan soruşturma, FIFA’nın Dünya Kupası için 2018’de Rusya’yı, 2022’de ise Katar’ı tercih etmesine odaklanıyordu. David Conn kitapta Fifa’nın küresel değerinin baş döndüren yükselişinin ve feci bir rezaletle düşüşünün tarihini yazarak, siyasi spor hikayelerinin en büyüğünü ayrıntılarıyla masaya yatırıyor. İşin içyüzünü bilen biri olarak anahtar karakterleri belirleyip tanıtarak, oldukça sıradan insanların olağanüstü güçlü ve zenginleşen pozizyonlarını sınırsızca istismar ederek nasıl gerçek üstü figürler olarak görülmeye başlandığını anlatıyor.

Fifa ismi kirlidir. Bu basit, güzel spor dünyada milyarların kalbinde yer edinirken ve gerçek bir küresel oyun ve ticari güç kaynağı olurken, onu yöneten organizasyon özünde çürüyordu; nihai düşüşü spor dünyasının gördüğü en kayda değer yolsuzluk hikayesidir. Ve hikayesi ilginç olduğu kadar tuhaftır. Dünya futbolunu yöneten yapıyı, onu kuran bir avuç Avrupalının elinden alıp, Amerikalar, Karayipler ve Afrika ülkelerinin sayısal çoğunluğu ile bambaşka bir boyuta taşıyan, TV haklarından “yağan” tahmin edilemez ölçekteki paranın baştan çıkardığı Avrupalı spor ve pazarlama şirketleriyle ahlaksız bir işbirliği halinde “çürüterek büyüten” Brezilyalı Havelange, sonradan halefi olacak uzun süre genel sekteterliğini yapan Blatter ve diğerleri…

Conn Fifa Skandalı kitabında, dünya futbolunu yöneten örgütün hikayesinin aynı zamanda, 1970’lerden bu yana, jeopolitik değişimleri ve özellikle Batı’nın politik ve ekonomik hakimiyetinin azalışını önceden haber verdiğini gösteriyor.

Conn; yolsuzluğun merkezi unsuru olmasına rağmen rağmen Avrupa’nın üstüne alınmaz tavrını şöyle eleştiriyor:

Havelange’ın başkan Blatter’ın da genel sekreter olduğu ve sonra da 1998’den itibaren Blatter’ın başkan olduğu kırk yılın perspektifinden bakınca, çeşitli formlardaki yolsuzluk yaygındı. Oysa bu olgu sıklıkla Avrupalı olmayan, Afrika’ya ve gelişmekte olan dünyaya ait bir bela olarak sunulur. Fifa’yla ilgili kuşkuların çoğu, pek fazla gerçek kanıta dayanmadan ve gelişmekte olan ülkelerdekilerin çoğunlukla kendilerini adayarak yaptıkları çalışmalara pek az itibar ederek, GOAL projeleri ve diğer kalkındırma parasının çoğunu aşırdıkları varsayımına dayanır.

Fifa, İsviçre savcılarına yaptığı sunumlarda, dolandırıcılığın Afrika ve Güney Afrika’da bir yaşam biçimi olduğu savını resmi olarak bile ileri sürdü; ‘rüşvet ödemeleri nüfusun çoğunun normal maaşlarının parçasıdır’ diyerek. Platini de, temiz ve tarafsız, vergi mevzuatı hafif İsviçre’nin Cenevre Gölü kıyısındaki Uefa’nın futbol evindeki neşeli röportajında, Fifa icra komitesindekiler için ‘bizim felsefemizi, ahlaki değerlerimizi, politikalarımızı paylaşmıyorlar çünkü başka bir dünyadan, ahlaki sistemden geliyorlar’ diyerek benzer şeyler söylemişti.

Oysa gerçek o ki Fifa’daki yolsuzluk Avrupa’da, İsviçre’nin Zürih kentinde güvenceye alındı, büyük ve öncü Alman krampon ve malzeme şirketi, üstünde Beckenbauer’in adıyla eşofman ve ayakkabı satan, biz çocuklar için sporun cazibesinin zirvesi olan Adidas’ın sahibi Horst Dassler sporun idarecilerini dolandırıcılığa iten sistemi yerleştirdi.

Diğer yandan organizasyonun tarihi, Avrupa’nın kalbinde, Almanya ve İsviçre arasındaki işlemler ve ilişkilerde, çürümüşlüğün en tepeden başladığını gösteriyor. Yine de Avrupalılar arasında hala yolsuzluğu ‘ahlak anlayışının farklı olduğu’ dünyanın tuhaf ve uzak, yabancı, yerlerinin üstüne atma rahatlığı ve eğilimi var.

David Conn Kimdir?

David Conn, The Beatiful Game (Güzel Oyun) isimli kitabıyla ödül kazanmış bir yazar ve Guardian muhabiridir. İngiltere’de Yılın Spor Muhabiri Ödülü’nü rekor kırarak üç kez kazanmış ve İngiliz Gazetecilik Ödülü için Yılın Spor Gazetecisi adayı olarak gösterilmiştir. David Conn’un futbolun parasal yönüyle ilgili olarak yaptığı orijinal araştırmalara dayalı eşsiz bir deneyimi bulunmaktadır ve Guardian’ın Fifa krizi haberlerinin merkezinde yer almıştır.

The Globe and Mail’in TV eleştirmeni ve The World Is a Ball: The Joy, Madness and Meaning of Soccer (Dünya Toptur: Futbol Coşkusu, Çılgınlığı ve Anlamı) kitabının yazarı John Doyle, David Conn için şöyle yazıyor: “Yazar David Conn, Guardian’daki muzip ve çoğunlukla zeki online futbol haberlerini yapan meslektaşları tarafından her zaman ‘düzgün gazeteci David Conn’ olarak anılır. Bu yüzden Guardian’daki bir çok futbol yazarı gibi alaycı küstah ve iğneleyici bir yorumcu değildir, tecrübeli bir araştırmacı gazetecidir.”

International Soccer Network ise yazar ve kitabı için şunları yazıyor: “David Conn gibi bir ödüllü gazeteci konuştuğunda dinlersiniz. Conn bir kitap yazdığında okursunuz. Bu kesinlikle yeni kitabı Fifa Skandalı için de geçerlidir. Fifa Skandalı oldukça etkileyici bir okuma; bir yönüyle tarih kitabı, bir yönüyle de teşhir. Fifa tarihi ve dünyanın en popüler sporunu sarsan yakın zamandaki yolsuzluk skandalı ile ilgili olarak yazılan en kapsamlı kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.”

Futbol hakkında biçok kitabı bulunan yazar Simon Kupper da, New York Review of Books’taki “Futbolun Yolsuzluk Kültürü” başlıklı yazısında “Conn’un haberleri, analizlerine göre daha kapsamlı. Bununla birlikte FIFA Skandalı, dünya futbolunu yöneten örgütün destanının, 1970’lerden bu yana, jeopolitik değişimleri, özellikle Batı’nın politik ve ekonomik hakimiyetinin azalmasını önceden haber verdiğini gösteriyor.” ifadelerini kullanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.