Kıyametin Eşiğinde Bir Bekleyiş: László Krasznahorkai’den “Yeşaya Geldi”
“Apokaliptik terörün ortasında sanatın gücünü yeniden teyit eden çarpıcı ve vizyoner yapıtları” nedeniyle 2025 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Macar edebiyatının dev ismi László Krasznahorkai, sarsıcı bir ön anlatıyla okurların karşısına çıkıyor. Yazarın başyapıtı Savaş ve Savaş’tan bir yıl önce kaleme aldığı uzun öyküsü “Yeşaya Geldi”, Leyla Önal’ın titiz çevirisi ve Can Yayınları etiketiyle Şubat ayında raflardaki yerini aldı. Çağdaş dizi kapsamında yayımlanan bu eser, bireysel çözülüş ile toplumsal çöküşün kesiştiği o tekinsiz noktayı tek bir ânın içine sığdıran yoğun bir atmosfer vadediyor.
Anlatı, Savaş ve Savaş’ın unutulmaz başkahramanı György Korin’in iç sesini merkezine alarak, insanlığın bitmek bilmeyen savaşını ve yıkımını karanlık bir bekleyiş duygusuyla harmanlıyor. “Yeşaya Geldi”, Korin’in kaderinin henüz mühürlenmediği, kendi kendini yok etmeye en yatkın olduğu o hassas döneme; henüz yola çıkmadan önceki ham portresine odaklanıyor. Krasznahorkai, bu 56 sayfalık yoğun metinde, açıklanamayan bir tehdidi ve yavaşça çözülen bir dünyayı iç içe geçirerek okuru kıyamet öncesi bir huzursuzluğa hapsediyor.
Modern edebiyatın en özgün kalemlerinden birinin imzasını taşıyan bu uzun öykü, sadece 125 TL etiket fiyatıyla raflarda. Uygarlık, hafıza ve kaçınılmaz çöküş üzerine kurulu bu vizyoner yapıt, Nobel ödüllü yazarın evrenine girmek isteyenler için çarpıcı bir eşik niteliği taşıyor. Kıyamet henüz kopmadan ama kokusu çoktan duyulmuşken, bu karanlık ve sarsıcı bekleyişe ortak olmak isteyen her edebiyat tutkunu için “Yeşaya Geldi”, şimdi tüm seçkin kitapçılarda.