Zamana ve Kadere Meydan Okuyan Bir Yeniçeri: Muhteşem Binyıl
Osmanlı tarihinin görkemli askeri yapısı, karanlık bir metafizik ve ölümsüzlük temasıyla birleşiyor. İnkılâp Kitabevi’nin Gutenberg markasıyla okura sunduğu “Osmanlı İmparatorluğu: Muhteşem Binyıl”, tarihsel fantastik türüne iddialı ve epik bir giriş yapıyor. Hazan Mengü’nün kaleminden çıkan bu eser; sadakat, intikam ve pişmanlık üçgeninde sıkışmış bir ruhun yüzyıllara yayılan sancılı öyküsünü anlatıyor.
Romanın merkezinde, vazifesini her şeyin üzerinde tutan ancak bu uğurda sevdiği kadını, Angela’yı ardında bırakan bir yeniçeri yer alıyor. Alp Er Tunga, çıktığı geri dönüşsüz yolculukta ölümsüzlükle mühürlenmiş bir lanetin pençesine düşer. İşkencelere karşı kırılmaz bir bedenle “ödüllendirilirken”, ruhu bitmek bilmeyen bir azaba mahkûm edilir. “Ölüme en yakın hissettiği an, ölümsüzlüğe sahip olduğu ilk andı” cümlesiyle başlayan bu trajedi, okuru ölümsüzlüğün bir lütuf mu yoksa bitmeyen bir işkence mi olduğu sorusuyla baş başa bırakıyor.
Güçlü karakter derinliği ve karanlık atmosferiyle dikkat çeken kitapta, Alp Er Tunga kendisine kurulan bu karanlık dünyayı yıkıp çalınan zamanını geri almaya çalışıyor. Peki, aşk zamanı yenebilir mi? Kaderin akışı bir yeniçerinin intikam hırsıyla değiştirilebilir mi? Hazan Mengü, epik bir dille kurguladığı bu evrende hayatın asıl sırrını; peşinden koştuğumuz devasa düşlerde değil, çoğu zaman görmezden geldiğimiz küçük anlarda arıyor. Tarihsel dokunun fantastik öğelerle kusursuz uyumu, türün meraklıları için sarsıcı bir deneyim vadediyor.