Batı’da ve Türkiye’de Sergicilik Tarihi
Sanatın Sunum Yolculuğu: Batı’da ve Türkiye’de Sergicilik Tarihi
Küratörlük ve sergileme pratiklerinin küresel sanat dünyasında merkezi bir konuma yükseldiği günümüzde, VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), alanın boşluğunu dolduracak anıtsal bir çalışmayı okurlarla buluşturuyor. Sanat tarihçisi ve küratör Marcus Graf’ın kaleme aldığı “Batı’da ve Türkiye’de Sergicilik Tarihi”, sanatın mekânla ve izleyiciyle kurduğu bağın yüzyıllara yayılan dökümünü çıkarıyor. Emre Güler’in Türkçeye kazandırdığı 232 sayfalık bu eser, sergiciliği sadece bir sunum yöntemi değil, toplumsal olaylarla şekillenen çok katmanlı bir kültür tarihi olarak ele alıyor.
Üç ana bölümden oluşan çalışma, yolculuğuna 15. yüzyılın gizemli “nadire kabineleri” (Kuriositätenkabinett) ve “harikalar odaları” (Wunderkammer) ile başlıyor. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki sergi geleneğinin erken dönem köklerini analiz eden Graf, ikinci bölümde odağını 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ne çeviriyor. Eserin en dikkat çekici kısmını oluşturan üçüncü bölümde ise Batı ile Türkiye’deki sergicilik anlayışları karşılaştırmalı bir süzgeçten geçiriliyor. Günümüzün popüler bienal kültüründen küratörlük mesleğinin evrimine kadar pek çok konuyu kapsayan bu kitap, Türkiye’deki sergicilik tarihinin Batı ile kurduğu paralellikleri ve ayrıştığı özgün noktaları berrak bir dille ortaya koyuyor.
Sanat profesyonellerinden tarih meraklılarına kadar geniş bir kitleye hitap eden “Batı’da ve Türkiye’de Sergicilik Tarihi”, kütüphanelerde sanat kitaplığının en önemli başvuru kaynaklarından biri olmaya aday.
Kitaptan:
“Sergicilik Türkiye’de ilk olarak 1990’ların sonundan itibaren bilimsel olarak analiz edilmiş ve ancak son yıllarda üniversitelerdeki rağbetin artışıyla müfredat kapsamına alınmıştır. Buna rağmen bilimsel tartışmalar henüz pek gelişmemekle beraber konu hakkında yalnızca sınırlı sayıda yayın mevcuttur. Bu eser, Osmanlı ve Türk sergicilik tarihinin 19. yüzyıldaki başlangıcından günümüze uzanan gelişim sürecini, Avrupa ve Kuzey Amerika sergiciliğinden nasıl farklılaştığını ve onlarla ne tür paralellikler gösterdiğini ele alarak bu eksikliği biraz da olsa gidermeyi hedeflemektedir. Türk sanat sisteminde, Batılı sanat sistemine kıyasla bütünüyle sosyal bir sisteme dönüşmemesine rağmen, özellikle 2000 yılından itibaren sürekli ve hızla artan bir farklılaşma ve profesyonelleşme görülmektedir. Batı’ya kıyasla Türk sergiciliği organizasyon, profesyonel eğitim ve finansman gibi alanlarda elbette hâlâ eksiklikler içermektedir. Yine de alan süratle gelişmekte ve Türkiye’nin aşması gereken ekonomik, sosyopolitik zorluklara rağmen olumlu bir gelecek öngörüsünü mümkün kılmaktadır.”
Yazar Hakkında;
1974 yılında Almanya’da doğdu. Hildesheim Üniversitesinde Kültür Bilimi ve Estetik İletişimi Fakültesinde, Plastik Sanatlar ve Sanat Bilimi Bölümünde okudu. Çeşitli sanat kurumlarında proje yöneticisi, küratör, eğitmen, yazar ve sanatçı olarak çalıştı. 2010 yılında Almanya’da, Stuttgart Devlet Sanat Akademisinde doktorasını tamamladı. 2003 yılından beri Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde öğretim üyesi olarak ve 2019’dan beri Sanat ve Kültür Yönetimi Bölümü Başkanı olarak çalışmaktadır. Akademisyenlik, küratörlük ve sanat danışmanlığı yanı sıra çok sayıda kitap, sergi kataloğu ve dergide sanat yazarlığı yapmaktadır.



Yorum gönder
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.