El-Aziz Gazetesi hakkında

ZARURİ BİR AÇIKLAMA

Kur’an-ı Kerim’in özü Fatiha Suresi’dir. Fatiha Suresi’nin özü de; “Bizi, içinde eğrilik bulunmayan dosdoğru yola ilet!” ayetidir. İnsan; yapısı gereği hata yapabilir, yanlışa düşebilir, eksik düşünebilir. Bunlar, yukarıda ifade ettiğim ulvi amaca yönelik samimi bir gayret içinde bulunan her insan için de geçerlidir. Önemli olan hatada ısrarcı olmamak, yanlış yolda inatçı ve saldırgan bir tutum izlememektir. Aslolan kişilerin temel hak ve hürriyetlerini, hiçbir gaye ve nedenle çiğnememektir. (istisna, kaideyi bozmaz)

Öncelikle Milli Görüş’ün ne olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum: Kaba kuvveti ve çoğunluğu değil; Hakk’ı üstün tutan görüş demektir. Materyalizmi / Maddeciliği değil; Maneviyatı üstün tutan görüş demektir. Nefsin istek ve arzularını ilah edinmeyi değil; nefis terbiyesi ve tezkiyesini esas alan görüş demektir. Sevgi, şefkat, merhamet ve hoşgörüyü inancının temeli yapan görüş demektir. Milli Görüş; ne eksik ne fazla budur. Bu doğru cetvele uyduğu oranda, kişiler ve kurumlar önem kazanır. Şimdi sadede gelelim..

Babam Zeki Geçkil, Elazığ’da haftalık siyasi bir gazete çıkarmaktadır. El-Aziz isimli gazetede Manşet, Başyazı, Sururi Seçmen ve Hakan Gülyüz müstear isimleriyle siyasi konuları ele almaktadır. Gazetenin net tirajı, 2 bini aşmaktadır. Tiraj yönüyle bölgede ve Türkiye’de emsali bulunmamaktadır. Gazete, ağırlıklı olarak Milli Görüş ile ilgili konuları ele almaktadır.

Gelelim asıl konumuza.. Temel yapıcı bir özeleştiri yapmak için önemli gördüğüm anektodu paylaşmak istiyorum. 2003 yılıydı.. Henüz fakülte 3. sınıftaydım. Edindiğim izlenimler ve kazandığım tecrübe, beni bir yol ayrımına getirmişti. Bedeli oldukça ağır olsa da, buna değerdi! Babam Zeki Geçkil; “Ben, Milli Görüş koltuğuna(liderlik) oturmadan Azrail bile canımı alamaz!” diyerek iddiasını hırsla ve saldırganlıkla sürdürüyordu.. Bize düşen ise, hakikati cesaretle haykırmaktı her dem! Babamız olsa bile..

Evet.. 2003 yılıydı.. Aylardan Eylül idi.. Henüz Sivrice’de ikamet ediyorduk. Babama; bir sabah kahvaltısında annem ve kardeşlerimin yanında doğru yoldan saptığını ifade ettim tatlı dille ve kemal-i edeple. Bana, “Sen, Nuh(a.s)’un oğlusun!” dedi. Beni küfürle itham edip, tekfir edince ilk fırsatta konuyu Muhterem Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’a taşıdım. Muhterem Erbakan Hocamız; konuyu daha da şahsileştirmeden Milli Görüşçüleri bağlayan 5 maddelik genel bir açıklama getirdi olaya:

Milli Görüş’ü sadece ve sadece Saadet Partisi’nin temsil ettiğini belirttikten sonra, hiç kimse;
1- Biz Milli Görüş’ü daha iyi biliyoruz iddiasıyla tefrika/ayrılık yapamaz
2- Biz Milli Görüş içerisinde daha başarılı olacağız diye tefrika/ayrılık yapamaz
3- Biz mağdur edildik iddiasıyla tefrika / ayrılık yapamaz
4- Bize Milli Görüş teşkilatlarında görev verilmiyor iddiasıyla tefrika/ayrılık yapamaz
5- Milli Görüş teşkilatları görevini bi-hakkın ifa etmiyor iddiası ile tefrika/ayrılık yapamaz, dedi.

Ayrıca Muhterem Erbakan Hocamız; bahse konu El-Azizcileri 2004 yılından itibaren, Ankara/Balgat ve Balıkesir/Edremit’te ziyaretçi olarak bile artık kabul etmeyeceğini tarafıma bildirmiş ve uygulamaya da sokmuş bulunmaktadır. El-Azizcilerin; Erbakan Hocamız ile görüşebilmek için Elazığ’da, Ankara’da ve Balıkesir/Edremit’teki ısrarlı çabaları son 5 yıldır sonuçsuz kalmaktadır.

Bu gerçekliğe rağmen; şerrinden hayır gören, saldırgan, iftira atan, karalayan, fitne ve fesat çıkaran tutumlarına devam etmişlerdir. İnsan haklarına, kişilerin şeref ve haysiyetlerine, kurumların itibarına gizli ve açık yollardan kolaylıkla saldırıda bulunarak güç kazanma yoluna gitmişlerdir. Milli ve manevi değerleri, mukaddesatı, Milli Görüş’ü istismar etmişlerdir. Bu tutumlarıyla genelde Milli Görüş’e, özelde ise bana büyük zarar vermişlerdir.

Hakkımdaki gizli açık sayısız ifşaata ve yıldırma girişimine rağmen; şu hususu da açık yüreklilikle bir kez daha ifade etmek isterim: Milli Görüşçüyüm.. Şahsi hiçbir iddia sahibi değilim.. Babam Zeki Geçkil’i ve arkadaşlarını her şeye rağmen seviyorum ancak; söylem ve eylemlerini yanlış, zararlı ve sapkın buluyorum. Bir evlat ve bir kardeş olarak; vicdani bir sorumlulukla acizane ve mütevazi yeniden uyarıyorum, tenkit ediyorum.

Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya idealini gerçekleştirmek adına bu özeleştiriyi yapmak elzemdi, gerekliydi.

Allah-u Alem (En doğrusunu Allah Bilir)

MÜCAHİD ER GEÇKİL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.