Çocuk gözünden disleksi: Hayal Ülkesi 

Cevat Yörürden disleksiye çocuk gözünden ışık tutan bir baba-oğul hikayesi 

Cevat Yörür’ün ilk kitabı “Hayal Ülkesi” raflardaki yerini aldı. Disleksili çocukların mücadelesini çocuk gözünden aktarılmış bir baba-oğul hikayesi üzerinden irdeleyen yazar, semptomları değil yaraları anlatmaya odaklanıyor.  

Cevat Yörür, Eyobi Yayınları’nın imzasını taşıyan hikaye kitabı “Hayal Ülkesi” ile ilk kez okurların karşısına çıktı. Disleksili çocukların hayatlarına bir baba-oğul hikayesiyle ışık tutan yazar, okulda, evde, arkadaşları arasında veya mahallede karşılaştıkları zorlukların bir zaman sonra onları nasıl yalnızlaştırıp hayata küstürdüğünü çocuk gözünden kaleme döküyor. Disleksi üzerine yazılmış teknik detay ve terimlerle dolu kitapların aksine, bu tanıyı almış çocukların semptomlarını değil, yaralarını gün yüzüne çıkaran Yörür, kimi zaman zorbalığa varan baskılara ve sonuçlarına işaret ediyor.

Oğlundan ilham alan bir kalem 

Kitabının giriş bölümünde “Birazdan okuyacaklarınızın tek amacını bilerek çıkıyorum yola. Olur ki zorbalığa meyil etmiş biri okursa hikayemi, belki vazgeçer bu meyilinden” cümleleriyle okurlarını karşılayan Cevat Yörür, kalemine güç verenin kendi oğlu olduğu söylüyor: “Oğlumun okulda yaşadığı sorunlar nedeniyle gittiğimiz hastanede ilk defa duydum disleksiyi. Sonra fark ettim ki bilinçaltıma attığım birçok anıyı gün yüzüne çıkardı bu kelime.

Daha yakından tanımak için eğitim kurumlarında, sosyal medya kanallarında ve kitaplarda, tıpkı geçmişimden birini arar gibi aradım onu. Taraflara göre semptomlar ve semptomların hayata yansıyan sonuçlarıydı disleksi.

Ama eksik bir şeyler vardı öğrendiklerimde, çok çabalasam da ismini koyamadığım eksik bir şeyler vardı. Birkaç kelimeye sığdırmak yanlış belki de diye düşündüm ve o zaman anladım ki aradığım şeyi kalemim bulacaktı. İşte böylece çıktım yola.”

Onları anlayan birileriyle karşılaştıklarında nasıl da hayata tutunabildiklerini anlatmak istedim”

Disleksiden bahsedilirken daha çok bir hastalık gibi ele alınıp semptomlar ve bu semptomlar neticesinde çocukların neleri yapamadıkları üzerine yoğunlaşıldığını söyleyen ve asıl ihtiyacın çocukların neler hissettiğini anlamak olduğuna inandığını belirten Cevat Yörür, “Hayal Ülkesi” ile amaçladıklarını ise şöyle anlatıyor:

“Eğer bir çocuk b harfiyle d harfini sürekli karıştırıyorsa, okurken ve yazarken zorlanıyor, kelimelere olmadık ekler takarak yada eklerini atarak okuyup yazıyorsa, ayakkabısını bağlamakta, düğmesini iliklemekte güçlük çekiyor, sağ ve solu karıştırıyorsa; bu çocukta disleksi var ve normal çocuklar gibi eğitilemez deniyor. Dışarıdan bakıldığında ise fiziksel ve mental bir sorunları olmadığından, toplumun çok basit bulduğu kimi eylemlerde zorlandıklarında akranlar, ebeveynler ve öğretmenler tarafından zorbalığa varan baskılar yaşayabiliyorlar. Oysa bu çocuklar farklı ve anlaşılmaya ihtiyaçları var. Zekalarında sıkıntı yok, hatta birçoğu üstün zekalı ve ne yazık ki potansiyelleri açığa çıkarılamıyor. Ben de istedim ki disleksili bir çocuk ne gibi zorluklar yaşıyor, insanlar görsün. Onları anlayan birileriyle karşılaştıklarında nasıl da hayata tutunabildiklerini anlatmak istedim. Hikayeleştirilerek anlatılan her konuda olduğu gibi burada da insanların empati kurarak konuyu daha iyi anlayacağını umuyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.