Tarihin ve Doğanın Sınırında Bir Hafıza Yolculuğu: W.G. Sebald’den “Doğadan Sonra”
Alman edebiyatının en sarsıcı seslerinden biri olan ve The Times tarafından “21. yüzyılın Joyce’u” olarak nitelendirilen W.G. Sebald’in ilk edebî eseri “Doğadan Sonra”, Şubat ayı itibarıyla Can Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Sebald’in bizzat “ilkel bir şiir” olarak tanımladığı bu çalışma; tarih, doğa ve hafıza katmanları arasında gezinen, modern dünyanın karmaşasına karşı derin bir tefekkür sunuyor. Nihat Ülner’in titiz çevirisiyle Türkçeye kazandırılan eser, insanlığın yeryüzündeki yerini ve doğa ile kurduğu o son derece kırılgan ilişkiyi mercek altına alıyor.
Kitap, insanlığın dünyadaki konumunu huzursuz bir merakla sorgulayan üç farklı erkeğin yaşam öyküsü üzerinden ilerliyor. Okur; ilk bölümde Alman Rönesans’ının gizemli ressamı Matthias Grünewald’in dünyasına girerken, ikinci bölümde kaşif Bering ile Arktik’in dondurucu bilinmezliğine yolculuk eden Aydınlanma dönemi botanikçisi Georg Wilhelm Steller’in izini sürüyor. Üçüncü ve son bölümde ise yazarın bizzat kendi yaşamından süzülen otobiyografik izler, anlatıyı zamansız bir döngüye bağlıyor. Bu üç hayat hikâyesi, Sebald’in karakteristik üslubuyla birleşerek yıkımın, keşfin ve varoluşun çarpıcı bir panoramasını çiziyor.
Modern dizi kapsamında raflardaki yerini alan 112 sayfalık bu “düzyazı-şiir”, sadece 250 TL etiket fiyatıyla edebiyatseverlere sunuluyor. Sebald’in kendine has melankolik ve derinlikli diliyle ördüğü “Doğadan Sonra”, insanlık tarihinin doğa karşısındaki mağlubiyetini ve hatıraların gücünü keşfetmek isteyenler için anıtsal bir başlangıç noktası niteliğinde.