Türkiye Kitap Pazarı Büyüyor mu, Daralıyor mu?
Türkiye Kitap Pazarı Büyüyor mu, Daralıyor mu?
Türkiye Yayıncılar Birliği‘nin her yıl merakla beklediğimiz o meşhur raporlarından biri olan “Türkiye Kitap Pazarı Raporu 2025” geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Raporun satır aralarına daldığımda, aslında sektörün büyük bir “büyüme illüzyonu” içinde olduğunu fark ettim.
Dışarıdan bakınca her şey yolunda gibi; perakende pazarı bir önceki yıla göre %23,91 oranında artarak 59,2 milyar TL sınırına dayanmış durumda. Ama işin aslı maalesef öyle değil. TÜİK’in açıkladığı %30,89’luk o devasa yıllık enflasyonu hesaba kattığımızda, kitap pazarının aslında reel olarak %6,98 oranında daraldığını acı bir şekilde görüyoruz. Yani “büyüyoruz” derken, aslında her geçen gün biraz daha küçülen bir pazarın içinde buluyoruz kendimizi. Maliyetlerdeki bu katmanlı artışlar ne yazık ki raflardaki fiyatlara tam yansıtılamıyor ve bu da sektörü günden güne zorluyor.
Rapordaki üretim rakamlarına baktığımda, yayıncılık dünyamızın omuzlarındaki yükü çok daha net görebiliyorum. 2025 yılında basılan kitap sayısı bir önceki yıla göre %1,5 gibi bir düşüşle 407,7 milyon adette kalmış. Aslında bu rakam bize çok şey anlatıyor; artan maliyetler ve hepimizin cebini yakan o alım gücü kaybı, sektörün üretim kapasitesini resmen aşağı çekmiş durumda. İşin içine ücretsiz dağıtılan ders kitaplarını ve bandrol gerektirmeyen diğer yayınları da kattığımızda toplam rakam 707 milyon civarına ulaşıyor. Nüfusumuza oranladığımızda ise kişi başına yaklaşık 8,2 kitap düşüyor. Tabii bu rakam kağıt üstünde fena durmasa da, 2026’nın ilk üç ayından gelen haberler pek iç açıcı değil. Yılın ilk çeyreğinde bandrol adetleri geçen yılın aynı dönemine göre %4 daha gerilemiş durumda; yani o düşüş trendi maalesef tam gaz devam ediyor
Rapordaki verileri incelerken içimi en çok sızlatan kısım kesinlikle akademik yayıncılıkta yaşanan o sessiz çöküş oldu. Düşünsenize, gelişmiş ülkelerde kitap pazarının neredeyse üçte birini (%20-%30) sırtlayan bu koca alan, bizde ilk kez %1’in bile altına düşmüş durumda. Bu sadece bir rakam değil, bilginin üretim damarlarından birinin kuruması demek.
Eskiden “en azından bir 2.000 adet basılır” dediğimiz o akademik kitapların tirajları, 2025 yılına geldiğimizde ilk baskılarda şaka gibi ama sadece 542’ye kadar gerilemiş. Genel ortalamaya baksak bile rakam 681’i geçmiyor. Yani bir akademisyenin yıllarca emek verip yazdığı kitap, koca ülkede bin kişiye bile ulaşamıyor artık.
Peki, neden bu noktaya geldik? Tabii ki yasa dışı fotokopiler ve elden ele gezen korsan PDF’ler bu alanı resmen nefessiz bırakmış. Üstelik üniversitelerde kitap tavsiye edilmesinin önüne geçilmesi gibi uygulamalar da cabası. Bilginin bu kadar değersizleştiği, üreticisinin emeğinin korsanla çalındığı bir ortamda akademik gelişimin önündeki en büyük engellerden biri de işte bu “tiraj krizi” haline gelmiş durumda. Gerçekten üzücü.
Rapordaki rakamlar arasında gezinirken, hangi tür kitapların ayakta kaldığını, hangilerinin ise fırtınaya tutulduğunu görmek gerçekten düşündürücü. 2025 yılında eğitim yayınları, pazarın %51,04’ünü tek başına sırtlayarak sektörün en dirençli kalesi olmaya devam etmiş. Anlaşılan o ki, her ne olursa olsun eğitime bütçe ayırmaktan vazgeçmiyoruz.
Ancak asıl üzücü haber kültür yayınları cephesinden geliyor. Enflasyonun ağırlığını en çok bu alanda hissettik; yetişkin kültür yayınlarının üretiminde %8’lik ciddi bir azalma var. İlk baskıda 3.000 adet basılır diye düşündüğümüz o ilk baskı tirajları, şimdilerde ortalama 1.248’e kadar gerilemiş durumda. Yani o çok sevdiğimiz kitaplara ulaşmak artık eskisi kadar kolay olmayabilir.
Neyse ki raporun içinde insanın içini ısıtan, “iyi ki varlar” dedirten bir bölüm de var: Çocuk edebiyatı! Sektörün en umut verici, en hayat dolu alanı kesinlikle burası. Çocuk kitaplarında ilk kez basılan eserlerin ortalama tirajı 4.591 adetle sektör ortalamasını resmen sollayıp geçmiş. Çocukların dünyasına yapılan bu yatırım, geleceğe dair umudumuzu taze tutuyor.
Okuma alışkanlıklarımızın ve kitap alma yöntemlerimizin ne kadar hızlı bir şekilde dijitale evrildiğini görmek gerçekten şaşırtıcı. Artık kitabevinde raflar arasında kaybolmak yerine, ekran başında vakit geçirmeyi daha çok tercih eder olduk; öyle ki kültür yayınlarındaki satışların tam %66,42’si çevrimiçi platformlar üzerinden yapılmış. Genel pazara baktığımızda ise internetten yapılan kitap alışverişlerinin payı %42 gibi ciddi bir orana ulaşmış durumda.
Öte yandan, her ne kadar üretim adetlerinde zorluklar yaşansa da yeni kitap çeşitliliği konusunda hala iştahlıyız. 2025 yılında alınan ISBN sayısı 100.545’e yükselerek aslında üretkenliğimizin ve çeşitliliğin devam ettiğini kanıtladı. Hatta bu yeni başlık sayısıyla Türkiye, dünyada en çok yeni kitap yayımlayan ilk 8 ülke arasındaki o güçlü yerini korumaya devam ediyor. Bilgiye erişim şeklimiz değişse de üretmeye devam etmemiz gerçekten gurur verici.
Toparlamak gerekirse, “Türkiye Kitap Pazarı Raporu 2025” raporu aslında hepimizin hissettiği o zorlu tabloyu tüm çıplaklığıyla önümüze koyuyor. Yayıncılık dünyamız, bir yandan döviz bazlı maliyetlerin %84 gibi devasa bir oranda artması, diğer yandan ise hepimizin belini büken alım gücü kaybı arasında tam bir kıskaca alınmış durumda.
Şu an sektörü ayakta tutan ana kolon, her şeye rağmen eğitim yayınları gibi görünüyor. Ancak akademik ve yetişkin kültür kitaplarındaki o dramatik tiraj düşüşleri, ülkemizin entelektüel geleceği için resmen bir alarm zili çalıyor. Yine de karamsarlığa teslim olmamak lazım; çocuk kitaplarına olan o bitmeyen ilgi ve yeni başlık üretiminde dünya devleriyle yarışmamız, sektörün içindeki o bitmek bilmeyen potansiyeli hala koruduğunu kanıtlıyor. Tüm zorluklara rağmen üretmeye ve okumaya devam etmek en büyük tesellimiz.
Tevfik YAZICILAR
20 Nisan 2026
Raporu okumak isterseniz: https://turkyaybir.org.tr/wp-content/uploads/2026/04/KitapPazarRaporu2025-2026-SON.pdf



Yorum gönder
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.