Irena Rey’in Yok Oluşu
Çevirmenlerin Labirentinde Bir Edebî Gizem: Irena Rey’in Yok Oluşu
Uluslararası Booker ödüllü çevirmen Jennifer Croft, ilk romanı “Irena Rey’in Yok Oluşu” ile okuru gerçekliğin, çevirinin ve anlatının birbirine karıştığı, zihin açıcı bir labirente davet ediyor. Delidolu etiketiyle ve Seda Çıngay Mellor’un titiz Türkçesiyle raflardaki yerini alan bu 400 sayfalık eser, yayıncılık dünyasının kulislerini ve çevirmenin görünmeyen emeğini sarsıcı bir kurguyla merkezine alıyor.
Hikâye, Nobel Edebiyat Ödülü’nün en güçlü adayı olarak görülen Polonyalı dev yazar Irena Rey’in, başyapıtı olması beklenen yeni romanının “çeviri zirvesi” için sekiz farklı ülkeden sekiz çevirmeni evine davet etmesiyle başlar. Ancak yazar, Polonya-Belarus sınırındaki kadim ve gizemli Białowieża Ormanı’nın kıyısındaki evinde aniden ortadan kaybolur.
Sekiz çevirmen, bir yandan idol olarak gördükleri yazarı bulmaya çalışırken bir yandan da onun metinlerinin satır aralarında, mantar metaforlarının gölgesinde ve birbirlerinin sırlarında ipuçları aramaya koyulurlar. Bu süreç, sadece fiziksel bir arama değil; kimliklerin, iktidar ilişkilerinin ve dilin sınırlarının sorgulandığı zihinsel bir kovalamacaya dönüşür.
Jennifer Croft, mizahı ve edebî gerilimi harmanladığı bu katmanlı yapıda, okuru “güvenilmez anlatıcılar” eşliğinde gerçeğin nasıl değişebileceğini keşfetmeye zorluyor.
“Irena Rey’in Yok Oluşu”, bir yazarın yokluğunda metinlerin nasıl yetim kaldığını ve çevirmenlerin o metinleri (ve bazen yazarı) nasıl yeniden yarattığını anlatan, 650 TL etiket fiyatıyla sunulan, derin ve unutulmaz bir okuma deneyimi vaat ediyor.



Yorum gönder
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.