İranlı Meşhur Düşünür Abdülkerim Suruş: Şia – Sunni Farkları
Şia ve Sünni Arasındaki Temel Farklar: Abdülkerim Suruş’un Değerlendirmesi
İranlı meşhur düşünür, felsefeci, kelamcı ve akademisyen Abdulkerim Suruş; Şia ve Sünni ayrımını mezhepsel bir kopuştan ziyade, İslam’ın iki farklı yorumu olarak nitelendiriyor.
İslam tarihinin aslında bu yorumların gelişim sürecinden ibaret olduğunu savunan Suruş’un, mezheplerin tarihsel kökenine ve mahiyetine ışık tuttuğu o dikkat çekici konuşması:
“Size şöyle arz edeyim; Şia ve Sünni, İslam’ın iki yorumudur. Başta size söyledim ki İslam tarihi, İslam hakkında yapılan yorumların tarihinden başka bir şey değildir. Sakın İslam Peygamberi’nin başarısız olduğunu ve ondan sonra ümmetinin tamamen başka bir yola, onun sevmediği bir yola saptığını sanmayalım.
Güya bir azınlık kalmış da onlar Peygamber’in doğru yolundan gidiyormuş… Hayır, Peygamber’in inşa ettiği bu ümmetin bugün %90’ı Ehl-i Sünnet, %10’u Şia’dır; bunların hepsi Müslümandır. Elbette İslam’dan kendi yorumlarına sahipler.
Şiilerin çok güzel bir tezi vardı. Elbette pratikte kötü işler de yaptılar; biz Şii olduğumuz için bunu bilmeliyiz. Şiilerin sözü aslında şuydu: ‘Peygamber’i (öğretilerini) kaybetmemek için Ali’yi tutmalıyız.’ Dinliyor musunuz? Bu çok güzel bir plandı, iyi bir sözdü. Hepsi bu temizlikte, bu berraklıkta ve bu aydınlıkta söylüyordu demiyorum; ama eğer sözlerinin özünü sempatik bir şekilde ifade etmek istersek şuydu: Madem Peygamber dünyadan gitti, Peygamber’e erişebilmemiz için hangi yol daha güvenilirdir?
Neticede iddia sahipleri çoktu, sözler çok fazlaydı. Tarihsel rastlantılar (contingencies) ve tesadüfi durumlar da ortaya çıkmıştı. Mesela Ali tesadüfen halife olamadı, Ebubekir tesadüfen halife oldu. Bunların hepsi başka türlü de olabilir, başka bir şekilde de gerçekleşebilirdi. Bu sebeple bunların hiçbiri inanç esaslarından (Usul-i Din) veya dinin rükünlerinden değildir. Bunların hepsi tarihin tesadüfleriydi; Ali’nin öyle öldürülmesi, Haricilerin meydana çıkıp öyle roller ve cinayetler işlemesi… Ama neticede gerçekleşti.
İşte bir grup kendi kendine düşündü: ‘Biz Peygamber’in takipçisi, Peygamber’in gerçek takipçisi olmak istiyoruz. Şimdi kimin kapısına gidelim? Peygamber’in öğretilerini daha sağlıklı, daha temiz ve şaibesiz bir şekilde nereden alacağımızdan nasıl emin olalım?’ Teşhisleri şuydu: ‘Ali’ye müracaat edebiliriz. O bizi Peygamber’e daha kolay ve daha tehlikesizce ulaştırır.’ Diğerleri ise başka bir yol seçti. Sözün özü buydu.
İmam Sadık’ın müritlerinden birine Şiiliğin ne olduğu sorulduğunda o da aynı şeyi söylemiştir. Demiş ki: ‘İhtilaf çıktığında, bu ihtilaflar arasında ben Ali’nin söylediği sözü tutarım.’ Daha güvenilir bir yoldur, daha tehlikesiz bir yoldur. Gerçekten ben de şimdi size aynısını söylüyorum; Şiilik budur.
Geri kalan şeyleri unutun. İmamların masum olduğu, 12. İmam’ın olup olmadığı, şu veya bu… Bunların hiçbiri Şiiliğin kalbi değildir. İmamların masum olduğu meselesini, İmamlar kendi ashabının seçkinlerine (havas) öğretirlerdi. Aslında halktan böyle bir inanca sahip olmasını istemezlerdi bile. Kendi zamanlarında İmamların takipçilerinin çoğu, İmamları ‘takva sahibi alimler’ olarak bilirlerdi. Onlar hakkında bundan öte bir şeye kail değildiler.
Bugün biz İran’daki Şiiler aşırıyız. Bunu aklınızda tutun. Biz ‘Guluv’ (aşırılık) ehliyiz. Maalesef Şiiliğin bu mirası bize ulaştı. Bir yerde yazdım; türbelerde okunan ‘Ziyaret-i Camia-i Kebire’ diye bir dua vardır. Bu, Gali Şiiliğin (aşırılıkçı) manifestosudur. Gali Şiilerin İmamlar hakkındaki görüşlerinin ne olduğunu bilmek için orayı okumalısınız. Orada yaratılanların rızkının onların elinde olduğu, kıyamet günü diriltildiğimizde onların huzuruna gideceğimiz, hesabımızı onların göreceği yazılıdır; ‘İyabü’l-halki ileykum ve hisabuhum aleykum’ (Yaratılanların dönüşü sizedir ve hesapları sizedir) vesaire vesaire… Bu, Gali Şiiliğin manifestosudur.
Ve biz İranlılar Gali Şiileriz. Bunu unutmayın. Başlangıçta Şiilik bu değildi. Mutedil bir yoldu. Temsilcileri vardı; bizim İmam dediğimiz takva sahibi alimlerdi. Hem Şiiler hem Sünniler bu insanların tahir (tertemiz) oldukları, pak oldukları konusunda hemfikirdirler. Hayatlarında tek bir leke yoktur. Alim idiler, sözleri kabul edilebilirdi. Onlara vahiy geldiği, ilham geldiği, masumiyetleri (ismet) olduğu, şu veya bu, gayb ilmine sahip oldukları… Bunları bir kenara bırakın. Bunlar Şiilikte yoktu. Bunlar sonradan çıktı. Bunları Gali (aşırılıkçı) Şiiler ekledi.
Bu sebeple başlangıçta Şia ve Sünni birbirinden pek de uzak değildi. Şimdiki gibi karşı karşıya durmuyorlardı; ya da Safevi döneminden beri gelen bu durum gibi değildi. Başlangıçta böyle değildi. İmam Ali bizzat çocuklarının adını Ömer, Ebubekir koymuştur. İmam Cafer Sadık bizzat kızının adını Ayşe koymuştur.
Bir arkadaşım vardı, diyordu ki: ‘Birinin minberde olduğu bir meclisteydim. Şöyle anlatıyordu; müminlerden biri İmam Musa Kazım’ın yanına gitti ve İmam Musa Kazım ona hiç teveccüh etmedi. Adam dedi ki: Efendim, ben sizin müritlerinizden ve dostlarınızdanım, neden artık bana bakmıyorsunuz? İmam dedi ki: Çünkü yakın zamanda bir kızın oldu ve adını Ayşe koydun.’ Sonra tarih okumuş olan bu arkadaşımız gitmiş o hocaya demiş ki: ‘Hocam, siz bizzat İmam Musa Kazım’ın bir kızının adının Ayşe olduğunu biliyorsunuz.’ Arkadaşımız diyor ki: ‘O beyefendi bana öyle bir gazaplandı ki oturumun sonuna kadar benimle konuşmadı. Verecek bir cevabı da yoktu zaten.’
Bu laflar sonradan çıktı efendim. İmam Cafer Sadık bizzat Ebubekir’in torunlarındandır. Kendi büyükbabasına sövmeye, lanet etmeye gelir mi hiç?
Şiilik başlangıçta bu şekilde ortaya çıktı. İyi, mutedil ve rasyonel bir kökeni vardı. Herkesin bu berraklıkta konuştuğunu söylemiyorum ama şimdiki zamanın Şiilerine diyorum ki; böyle bir köken vardı ve böyle rasyonel bir fikir mevcuttu. Kimse de muhalefet edemezdi. Sonra yavaş yavaş savaş meselesi geldi, güç meselesi geldi ve ‘Gulat’ (aşırılıkçılar), yani bu Gali’ler geldiler ve suyu bulandırdılar; ki bugüne kadar da bulanık kalmıştır.”
Altsayfa sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



Yorum gönder
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.