×

Hikâyeleriyle Konya Türküleri

Hikâyeleriyle Konya Türküleri

Hikâyeleriyle Konya Türküleri

Şehir Hafızası Notaya Döküldü: “Hikâyeleriyle Konya Türküleri” Programı Büyük İlgi Gördü

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi’nin geleneksel kültürel etkinlikleri kapsamında düzenlenen programda, Konya’nın köklü musiki mirası ve asırlık yaşanmışlıkları yeniden hayat buldu. D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen “Hikâyeleriyle Konya Türküleri” başlıklı dinleti ve konferans, salonu dolduran türküseverlere duygu dolu ve unutulmaz anlar yaşattı.

Şair ve araştırmacı-yazar Tahir Sakman’ın konuşmacı, sunucu ve yönetici olarak yer aldığı anlamlı programa; TYB Konya Şubesi Başkanı Ahmet Köseoğlu, eski Baro Başkanı Hasip Şenalp, Prof. Dr. Nuri Şimşekler, Prof. Dr. Murat Ak, yazar Ali Işık, Prof. Dr. Ahmet Çaycı ve çok sayıda davetli katıldı. Konya ağzı ve otantik tavrını bozmadan türküleri aslına uygun icra eden usta sanatçılar Hamdi Özdinasti, Mustafa Kürşat Ertürk, Selman Seğmenoğlu, Süreyya Solak, Mevlüt Beyaz ve Veli Güçlü’den oluşan saz heyeti, dinleyicileri Konya’nın tarihi meclislerine götürdü.

Hikayeleri-ile-Konya-Turkuleri-2 Hikâyeleriyle Konya Türküleri

Halk Müziği ile Sanat Müziği Arasındaki Köprü: Oturak Meclisleri

Milletleri var eden yegâne unsurun kültürel değerler olduğunu belirterek açılış konuşmasını yapan Tahir Sakman, Konya türkülerinin Türk musikisindeki müstesna yerine dikkat çekti. Bu eserlerin halk müziği ile sanat müziği arasında güçlü bir köprü vazifesi gördüğünü ifade eden Sakman, Anadolu’nun diğer hiçbir yöresinde rastlanmayan zengin “ara nağmelerin” Konya türkülerinin sanat değerini en üst seviyeye çıkardığını vurguladı. Tarihi oturak geleneğinin, şehir musikisini ve toplumsal hafızayı bozmadan bugünlere taşıyan çok mühim bir akademi ve hafıza meclisi olduğunu belirtti.

Geleneksel açılış formu olan Çuhacıoğlu Peşrevi ile başlayan dinletide; yaşanmış tarihi olayları, kahramanlıkları, imkânsız aşkları ve derin kederleri barındıran on beş nadide eser seslendirildi. Gecede Menteşeli, Saffet Efendi, Yemek Destanı, Fırın Üstünde Fırın, Nizamlar, Konya Methiyesi, Bülbül, Aksinne, İnce Çayır Biçilir mi?, Eremedim Vefasına Dünyanın, Uyan Ali’m, Mezar Arası, Memedim ve Hani Benim Elli Dirhem Bulgurum (Konyalı) gibi klasikler hep bir ağızdan yaşandı.

Türkülerin Arkasındaki Sırlar ve Yaşanmış Dramlar

Tahir Sakman, repertuvarda yer alan her bir eserin gerisindeki toplumsal kırılmaları ve insan hikâyelerini çok çarpıcı detaylarla aktardı. Konya’nın Ulurmak Mahallesi’nde yaşayan Alime Hoca’nın yaktığı “Menteşeli” türküsünün ardında büyük bir memleket müdafaası yattığını belirten Sakman, Balkan Harbi’nde damadını, Seferberlikte ise eşini ve oğlu Ali Şan’ı Şam-Filistin cephesine gönderip şehit veren bu vakur kadının, her evden bir şehidin çıktığı o yokluk yıllarındaki destansı direnişi bu türküyle ölümsüzleştirdiğini ifade etti. Yaklaşık bir asır önce Gazezler Sokak’ta yaşanan dramatik bir hadiseden doğan “Saffet Efendi” türküsünün ise şehir hafızasının mekânlar üzerinden yok edilişine acı bir örnek teşkil ettiğini söyleyen Sakman; yeğeni Gözelce’yi kaçırmak isteyenlere karşı dolma tüfeğiyle sabaha kadar evi savunurken gözlerini kaybeden Hevai Halil’in (Kör Halil) hikâyesinin geçtiği o tarihi evlerin bugün yıkıldığını üzülerek dile getirdi.

Konya musiki meclislerinin başyapıtlarından “Yemek Destanı” (Yekta) üzerinden kadın şairlerin dehasına değinen Sakman, 1847 doğumlu Bülbül Hoca lakaplı Şerife Hanım tarafından tamamen doğaçlama olarak söylenen bu uzun destanın, tarihi Konya mutfağını geleceğe taşıyan eşsiz bir vesika olduğunu vurguladı. Şehrin ilk belediye başkanlarından olan ve dönemin en ünlü saz şairleri arasında yer alan Âşık Şemi’nin “Konya Methiyesi” eserinin ise babası Mazhar Sakman tarafından Konya divan ayağına döşenerek şehre yayıldığını anlatan ünlü araştırmacı, Şemi’nin İstanbul’daki âşıklar kahvesinde deveci elbisesiyle tanınmamışken sazı eline alıp kendi şiirlerini çalıp adını tapşırdığı an tüm İstanbul âşıklarının hürmetle ayağına kapanması anısını paylaştı.

Programın son bölümünde türkülerdeki sanatsal incelikleri ve diğer hüzünlü öyküleri aktaran Sakman, “İnce Çayır Biçilir mi” türküsünün nakaratında yer alan müzikal gülme efektinin Anadolu folklorunda sadece Konya’ya has bir zarafet ve nüktedanlık göstergesi olduğunu, kanun üstadı Gökmen Hasan Hüseyin Ağa’nın “Eremedim Vefasına Dünyanın” türküsünde geçen “saray” ibaresinin ise Selçuklu Alaaddin Köşkü’ne bir atıf olduğunu belirtti. Dinleyicileri derinden sarsan “Uyan Alim Sabah Oldu” ağıtının, Konya’daki gerdeğe katma geleneği esnasında, gelinde gözü olan birinin damadın sırtına çivi vurarak onu içeride yatağa yığması ve damadın orada vefat etmesi üzerine yakılan hazin bir çığlık olduğunu ifade eden Sakman; “Mezar Arasında” türküsünün ise Kazım isimli bir gencin, Akçeşme İlkokulu ile Üçler Mezarlığı arasındaki ince yolda kamayla katledilmesinin hüzünlü öyküsü olduğunu söyleyerek sözlerini tamamladı.

Katılım Beratları ile Son Buldu

Programın kapanış konuşmasını gerçekleştiren TYB Konya Şubesi Başkanı Ahmet Köseoğlu, Konya’nın harsına, şehir hafızasına ve köklü kültürüne muazzam bir katkı sağlayan bu nitelikli faaliyetten ötürü Tahir Sakman’a ve tüm saz heyetine şükranlarını sundu.

Büyük bir ilgiyle takip edilen etkinlik; konuşmacı ve müzisyenlere Ahmet Köseoğlu, Saffet Yurtsever, eski Baro Başkanı Hasip Şenalp, Prof. Dr. Murat Ak, Prof. Dr. Nuri Şimşekler ve Atilla Yaramış tarafından katılım beratlarının takdim edilmesi ve çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.


Altsayfa sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.