Varlığın Gizemine Doğru Trajik Bir Yolculuk: Heidegger’i Anlamak
Modern felsefenin en sarsıcı ve bir o kadar da tartışmalı ismi Martin Heidegger, çağdaş felsefenin otoritelerinden Jean Grondin’in rehberliğinde yeniden okunuyor. VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), felsefe kitaplığını Grondin’in derinlikli çalışması “Heidegger’i Anlamak” ile zenginleştirmeye devam ediyor. Özkan Gözel’in özenli çevirisiyle Türkçeye kazandırılan eser, Heidegger’in düşünce dünyasını tüm karmaşıklığı ve insani çelişkileriyle masaya yatırıyor.
Grondin, bu kapsamlı çalışmada Heidegger’in felsefesini; modernitenin dünyayı sadece ölçülebilir, hesaplanabilir ve teknik olarak kullanılabilir bir “var olanlar” yığınına indirgeyen zihniyetine karşı verilmiş kahramanca ama trajik bir mücadele olarak resmediyor. Kitap, Heidegger’in “varlığın unutuluşuna” karşı açtığı bu radikal savaşın, aslında insanı kendi varoluşuyla yeniden yüzleştiren metafizik bir davet olduğunu vurguluyor.
Siyasetin Ötesinde Bir Hesaplaşma
Eser, Heidegger’in felsefesini sadece soyut kavramlar düzleminde bırakmıyor; filozofun hayatı ile düşüncesi arasındaki o meşhur ve gerilimli ilişkiye de cesurca eğiliyor:
-
Trajik Bir Yanılgı: Grondin, Heidegger’in Nasyonal-Sosyalizme verdiği desteği felsefi arayışlarıyla bağlantılı ancak sonuçları itibarıyla yıkıcı bir “yanlış anlama” olarak yorumluyor.
-
Teknik Zihniyetin Tuzağı: Heidegger’in Nazi hareketinde umduğu “tarihsel dönecin”, aslında eleştirdiği o modern teknik zihniyetin en tehlikeli ve uç noktasını temsil ettiğini fark ediş sürecine dikkat çekiyor.
-
Metafizik Zemin: Kitap, Heidegger ile hesaplaşmanın sadece siyasi tartışmalara hapsedilemeyeceğini; asıl mücadelenin varlığın anlamı ve insanın dünyadaki konumu üzerine yürütülmesi gerektiğini savunuyor.
“Heidegger’i Anlamak”, hem bu devasa külliyata yeni adım atanlar için yol gösterici bir giriş, hem de onun düşüncesiyle derinlemesine hesaplaşmak isteyen uzmanlar için eleştirel bir kaynak niteliğinde. 308 sayfalık bu tutarlı düşünsel çerçeve, VBKY’nin felsefe rafındaki en güçlü halkalardan biri olarak yerini aldı.
Kitaptan:
“Heidegger’e göre, varlık sorusu felsefenin ama aynı zamanda bizzat varoluşun mutlak surette temel sorusudur. Gerçekten de, bu çok güçlü tez Heidegger’den önce hiç kimse tarafından savunulmamıştı. Ne var ki bu tez, felsefi soruşturmayı, insanın varlık ve onun anlamı sorusuyla yüzleştiği andan itibaren karşı karşıya kaldığı ve bizzat insanı kendi için soru hâline getiren soruşturmaya bağlamak gibi bir başarıya sahiptir. Heidegger’in biraz iğneleyici de olsa daha eksiksiz tezi, tüm kesinlikleri sarsan istikrarsızlaştırıcı bir soru olması ölçüsünde, varlık sorusunun hem insanın hem de felsefenin önünden sıvışma eğiliminde olduğu tek soru olduğudur. Demek ki varlığın unutulması, bu hatırlatıcı düşüncenin kalkış noktasını ete kemiğe büründürür, nasıl ki Parmenides ve Platon’dan bu yana bütün büyük felsefelerde de öyleyse. Burada mevzubahis olan, Varlık ve Zaman’ın müellifinin sahici-olmayan varoluşun bir biçimine hamlediyor göründüğü bir unutmadır, ne var ki, sonraki döneminde Heidegger, batı düşüncesine geniş ölçüde hâkim olan bu unutmada, tarihsel bir yazgının yani “metafiziğin” yazgısının sonucunu görecektir nihai olarak. Bununla birlikte, ister Varlık ve Zaman’da varlık sorununun, isterse düşünürün sonraki felsefesinde Andenken (“düşünen hatırlama”) sorununun ısrarlı tekrarı suretinde olsun, düşünceyi ve varoluşu asli sorun olarak varlık sorununa geri çağırmak söz konusudur.”
Yazar Hakkında;
1955 Kanada doğumlu felsefeci. Çağdaş felsefenin önde gelen isimlerinden biri olarak Alman felsefesi, metafizik ve hermenötik alanlarına yaptığı özgün katkılarla tanınmaktadır. Hermenötik ve anlam felsefesi üzerine çalışmaları uluslararası düzeyde yankı uyandırmış; eserleri birçok dile çevrilmiştir. Hâlen Montréal Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde profesör olarak görev yapmaktadır.