Bilgi, İktidar ve Temsil Kıskacında Doğu: Edward Said Sonrası Oryantalizmi Yeniden Düşünmek
Modern düşünce tarihinin en sarsıcı yapıtlarından biri olan Oryantalizm’in yayını üzerinden neredeyse yarım asır geçti. VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Edward Said’in bu paradigma kurucu mirasını günümüzün değişen dünyasında yeniden masaya yatıran dev bir çalışmayı okurlarla buluşturuyor: “Edward Said Sonrası Oryantalizmi Yeniden Düşünmek”. 416 sayfalık bu kapsamlı derleme, Yalova Üniversitesi tarafından düzenlenen uluslararası sempozyumun akademik birikimini raflara taşıyor.
Fuat Aydın, Mehmet Murat Şahin, Yücel Bulut ve Feyza Betül Aydın’ın titiz editörlüğüyle hazırlanan eser, Said’in 1978’de temellerini attığı “kültürel iktidar” analizini disiplinler arası bir perspektifle güncelliyor. Kitap; sömürgecilik sonrası kuramlardan İslam araştırmalarına, sanat ve edebiyattaki oryantalist yansımalardan, Doğu’nun kendine Batılı gözüyle bakması olarak tanımlanan “self-oryantalizm” meselesine kadar dört ana başlıkta derinleşiyor. Oryantalizmin sadece akademik bir kürsü değil, Batı’nın Doğu üzerinde kurduğu sistematik bir tahakküm aracı olduğunu savunan Said’in tezleri, bu kitapla birlikte yeni bir eleştirel süzgeçten geçiriliyor.
Ali Adem Yörük’ün proje editörlüğünü üstlendiği çalışma, Said’in mirasının bugün neye dönüştüğünü ve hangi noktalarda sorgulanabileceğini cesurca tartışıyor. Popüler kültürden yüksek sanata kadar oryantalizmin sinsi izlerini süren makaleler, okura sadece geçmişi değil, bugünün küresel algı operasyonlarını anlamak için de güçlü bir entelektüel cephane sunuyor. İnsan ve toplum kitaplığının bu yeni halkası, Doğu-Batı ilişkilerini klişelerden uzak, akademik bir ciddiyetle yeniden yorumlamak isteyen herkes için anıtsal bir başvuru kaynağı niteliğinde.
Kitaptan:
“Oryantalist söylemin en ciddi eleştirmeni hiç şüphesiz Edward W. Said olmuştur. Said, “paradigma kurucu bir eser” olarak değerlendirilen kitabı Orientalism’de (1978) Avrupa’nın Doğu ile bağlantılı kültürel, siyasi, iktisadi çıkarlarından kaynaklanan, kökü çok eskilere uzanan bir düşünce geleneğini incelemişti. Said’in “oryantalizm” sözcüğünü meslekî bir uzmanlıkla sınırlandırmayışı ve sözcüğün genel kültür, edebiyat, ideoloji ve hem toplumsal hem de siyasal tavırlar bağlamında yürürlükte olduğunu göstermeye çalışması eseri önemli kılan bir diğer unsurdur. Said, Michel Foucault ve Jacques Derrida’nın kuramsal çerçevelerinden de yararlanarak, bilginin siyasal niteliğini vurgulamakta ve oryantalist bilginin İngiltere, Fransa ve daha sonra da ABD’de gelişen oryantalist çalışmalarla bu ülkelerin Orta Doğu’daki emperyalist çıkarları arasındaki bağlantıyı göstermeye çalışır. Bu geleneği, Avrupa’nın çok daha kapsamlı iktidar ve egemenlik/tahakküm yapılarının harekete geçirdiği “bir kültürel iktidar uygulaması olarak” değerlendiren Said’in eseri, post-kolonyal teorinin de kurucu metinlerinden biri olarak kabul görür. Şarkiyatçılık, yayınlanışından bugüne 40 yılı aşkın bir süre içinde, hakkında yazılmış sayısız tanıtım ve eleştiri yazısına ve üzerine yapılmış pek çok sempozyuma konu olmuştur. Kitap kimilerince bir “polemik” olarak değerlendirilmiş, kimilerince ise dünyanın çok farklı milletleri için bir tarih bilinci uyandırmıştır. Kimileriyse Şarkiyatçılık’ın açtığı yeni ufukların bir sonucu olarak kendi çalışmalarını gözden geçirme zorunluluğu duymuştur.”