Dalgasız Denizin Mavi Macerası: Turgut Reis Geliyor
Planlar bozulduğunda bile eğlenmenin bir yolunu bulanlar için sıcacık bir hikâye raflarda! Çocuk edebiyatının sevilen kalemi Pelin Güneş’in yazdığı ve Berna Dörtpınar’ın muzip çizgileriyle canlanan “Turgut Reis Geliyor”, Mart 2026 itibarıyla Elma Çocuk etiketiyle minik okurlarla buluştu. 8 yaş ve üzeri (2-3-4. sınıf) çocuklar için hazırlanan bu 40 sayfalık öykü, okuru sadece denizin değil, birlikte gülüp anı biriktirmenin sonsuz maviliğine davet ediyor.
Hikâye, Gürkan ve dedesinin Fethiye’nin masmavi sularında balığa çıkma hazırlıklarıyla başlıyor. Ancak tam evden çıkacakları sırada dedesinin beli tutulunca, o çok beklenen planlar bir anda suya düşüyor. “Şans mı yoksa şanssızlık mı?” diye düşündüren bu aksilik, aslında bambaşka ve hiç alışık olunmayan bir deniz macerasının kapısını aralıyor. Bir dede ile torununun arasındaki o eşsiz bağı, dalga seslerini kulağınıza, deniz kokusunu burnunuza getiren bir anlatıyla sunan kitap, okuma sonunda içe yayılan sıcacık bir his bırakıyor.
135 TL etiket fiyatıyla sunulan Turgut Reis Geliyor, çocuklara hayal kırıklıklarını nasıl neşeye dönüştürebileceklerini fısıldayan, başucundan ayırmak istemeyecekleri bir yol arkadaşı.
KİTAPTAN
“Merak etme, hele o motor bir çalışsın, rüzgârı, serpintiyi hisset. Misina titresin parmağında… Bak, nasıl heyecanlanacaksın.”
***
“Dev dalga mı? Oğlum, okyanus mu burası? Fethiye’de dev dalga ne arasın haziran ayında. Hava açık, deniz sütliman. Hava durumunu dinledim, 28 derece diyor.”
***
Koşa koşa bilgisayarımın başına geçtim. Bu ani hastalığa neredeyse sevinecektim. Oysa dedem ne hevesliydi bu sabah. Biraz bencilim sanırım, kabul. Dedem sonuçta iyi adamdı, sevecendi, bonkördü. Güzel bayram harçlığı verirdi. Kırk yılda bir “Balığa gidelim” demişti, ben de kapris yapmıştım. Kendime yakıştıramadım. Ona şöyle kıyak bir sürpriz yapsam iyi olurdu.
***
On dakika geçti geçmedi, odanın içi PATA PATA PATA PATA motor sesleri ile doldu. Suları yararak iskeleden ayrılan bir teknenin gürültüsü… Hani bir mazot kokumuz eksik.
***
Dedem çıldırmış gibi bağırıyordu. Sonunda hızını alamayıp koltuğa çıktı, zıp zıp zıplamaya başladı. Elinde çıkrık makine gibi tuttuğu kumandayı iki eliyle kavramış, bir sağa bir sola ok gibi sallıyor, bana da komutlar yağdırıyordu.
Pelin Güneş Kimdir?
1974 yılının bir bahar sabahı Ankara’da doğmuşum ama çocukluğum ve öğrencilik hayatım Bodrum’da geçti. Geniş bir ailede kuzenler, teyzeler, büyük halalar vs. ile geçen bazen sıcak, eğlenceli, kimi zaman da sıkıcı ve yağmurlu günler hatırlıyorum. Bodrum o zamanlar İstanbul’a bağlı şirin bir ilçe değil, bildiğin balıkçı kasabasıydı. Canımız çok sıkılınca kaleyi gezmeye giderdik. Babamın davudi sesiyle sık sık okuduğu ”Fahriye abla” şiiri, ”23 nisan” şiirlerinden çok daha önce girdi hayatıma. Kulağım dizeleri, güzel sesi ve hayali karakterleri sevmeye o zamanlarda alıştı. Okul hayatını pek sevemediğimden olacak çabuk bitsin diye iyi çalıştım yıllarca. Sonra, ”ben ne yapacaktım ya…” dedim. Benim derdim kalem, kağıt, boya, şair, çizer, dergi, kitapla, insanla idi. Üniversite ve okuduğum bölüm şık bir etiketten öteye gidemedi.
Şimdi şık bir etiket gibi değil, boynuma doladığım el örgüsü, sıcacık bir atkı gibi taşıdığım bir işim var; Yazıyorum. Her başladığım dosya ile yeni bir yolculuğa çıktığım, sevimli, afacan, renkli, geveze bir iş. Bir dost.
Elma Yayınevi benim yol arkadaşlarımdan. Düşen enerjime her zaman ”hadi hadi kalk” diyen Gülderenim, her satırımı köşe bucak dolaşıp, ”artık oldu, yeter” dedirtene dek rahat etmeyen Demetim ve diğer tüm dostlar. Bana yazı yazmanın bazen iç sıkan yalnızlığını unutturanlar. Onlarsız olmazdı. Ha bu arada, evliyim, bana durmadan konu çıkaran pek sevgili eşim ve şahane çocuklarım var.