Küresel Düzenin Mimari: ABD Nasıl Küresel Hegemon Güç Oldu?
Günümüz dünyasının siyasi ve ekonomik koordinatlarını anlamak isteyen okurlar için uluslararası ilişkiler ve hegemonya teorisi üzerine sarsıcı bir inceleme gün yüzüne çıkıyor. Araştırmacı Hasan Fidan’ın kaleme aldığı “Amerika Nasıl Küresel Hegemon Güç Oldu? ABD-Mısır İlişkileri”, Amerika Birleşik Devletleri’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa ettiği küresel nizamı tarihsel ve kuramsal bir derinlikle ele alıyor. Eser; sadece strateji meraklılarına değil, Orta Doğu siyasetinin perde arkasını ve küresel güç dengelerinin nasıl kurgulandığını merak eden her okura hitap eden önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.
Hasan Fidan, çalışmasında tümdengelimci bir metot benimseyerek, ABD’nin küresel hegemonyasını önce genel bir perspektifle; Almanya, Japonya, Brezilya ve Şili gibi ülkeler üzerinden açıklıyor. Ardından odağını Mısır’a çevirerek, bu ülkenin dış politikasındaki eksen değişimini Neogramşiyan Hegemonya kuramı çerçevesinde analiz ediyor. Yazar, 1970’lerden itibaren Mısır’ın Batı eksenine kayışını basit bir iç siyasi tercih olarak değil; askeri, ekonomik ve ideolojik araçların bir toplamı olarak yorumluyor. Özellikle Antonio Gramsci’nin “rıza” kavramına atıfta bulunarak, hegemonya ilişkisinin sadece baskıyla değil, egemen sınıflar arasındaki çıkar ortaklıkları ve ideolojik uyumla nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor.
Kitap, okuru üç temel aşamadan oluşan sistematik bir yolculuğa çıkarıyor: İlk olarak ABD stratejisinin teorik temelleri ve tarihsel gelişimi irdeleniyor. İkinci aşamada, Mısır’ın 1952 Devrimi’nden Nasır dönemine, Sovyetler ile yakınlaşmasından 1970’lerdeki radikal dönüşümüne kadar olan dış politika seyri detaylandırılıyor. Son bölümde ise Camp David Anlaşması sonrasında şekillenen ABD-Mısır ilişkileri; iktidar seçkinlerinin çıkarları, ekonomik yardımlar ve askeri ittifaklar üzerinden derinlemesine analiz ediliyor. Fidan’ın çalışmasını özgün kılan en temel unsur, gücü sadece kaba kuvvetle değil, maddi kaynaklar, kurumlar ve ideoloji sacayağı üzerinden açıklamasıdır. Orta Doğu’daki karmaşık ilişki ağlarını ve ABD’nin bölge politikalarının kökenlerini anlamak isteyenler için bu eser, ufuk açıcı bir rehber olarak dikkat çekiyor.